Çarşamba, Nisan 29, 2009

BROKOLİ SALATASI

Artık kışa veda ediyoruz diye düşünsem de havalar beni yanıltır gibi. Kapalı ve puslu. İzmir yolculuğumdan dönüşte bu kapalı havalar karşladı beni. Hafta sonunun sıcak ve güneşli geçişinin ardından yağmura dönüş yaptım tekrar. İzmir'le özlem giderdim, az kalmama rağmen özlemim geçmiş olarak döndüm kentime. İki zıt şehir arasındaki gelip gitmeler eşliğinde geçen bir seyehatti. Farklılıklar ve tezatlıkların bu kadar belirgin olduğu iki şehir. Artık her ay İzmir yollarına düşeceğim bir yıl süreyle.
Ege'nin yeri başkadır kalbimde. Ben de Ege dönüşü oraları hatırlatacak bir tarif vermek istedim. Malzemeler içinizden geldii gibi, miktarları da.

MALZEMELER:
  • Brokoli,
  • Karnıbahar,
  • Közlenmiş kırmızı biber,
  • Mısır,
  • Kapari,
  • Zeytinyağı,
  • Balsamik sirke,
  • Nar ekşisi veya limon,
  • Tuz.
YAPILIŞI:
Brokoli ve karnıbaharı az su ile haşlayın. Tüm malzemeyi bir kapta birleştirin. Sosunu da ekleyerek karıştırın. Bildiğiniz salata yani.

Cumartesi, Nisan 11, 2009

BÖREKİTAŞ

Güneş içimizi de ısıttı sofrafımızı da. Baharla birliktr daha da renkelendi mutfaklarımız. Bir yandan da zayıflama maceralarımız. İnce kalmak isteyenlerin yiyemeyeceği ama lezzeti dillere destan bir tarif vermek istedim. Beyaz Fırından aldım tarifi ve her defasında da tutan nefis bir tat.
Şu an İzmir'de olacaktım, ne güzel de olacaktı. İzmir özlemim de depreşmişti.Maalesef eşimin haftasonu izne çıkamaması gidişimizi ertelememize neden oldu. Net olmasa da önümüzdeki haftasonunda geliyorum İzmir. O cömert kollarını bana da açarsın biliyorum. Özlemle kucaklaşacağız.



MALZEMELER:


Hamur için:

  • 560 gram un,
  • 200 gram margarin(ben tereyağı kullanıyorum),
  • 200 ml sıvıyağ,
  • 1 çay bardağı (100 ml) su,
  • 1 adet (50 gr.) yumurta,
  • 1 yemek kaşığı tuz,
  • 240 gram rendelenmiş eski kaşar peyniri.

İç malzemesi: Tercihinize göre, patatesli, kıymalı, prynirli ve ıspanaklı yapabilirsiniz. Ben peynir tercih ettim.

YAPILIŞI:

  1. Derin bir kaba kaşar peyniri dışındaki tüm malzemeyi koyup yoğurun. Sonra kaşarı ekleyip 5 dakika daha yoğurduktan sonra elde ettiğiniz hamuru buzdolabında 2 saat dinlendirin.
  2. Fırını 180 dereceye ayarlayın.
  3. Buzdolabından çıkardığınız hamuru 0,5 cm kalınlığında açın ve 4x4cm ölçülerinde kesin. İçerisine istediğiniz içten koyun ve kapatarak top yapın.
  4. Yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizip üzerine yumurta sarısı sürün.
  5. Üzerine susam ya da kaşar rendesi serpip fırında 35 dakika pişirin.

Cuma, Nisan 03, 2009

MUZLU RULO KURABİYE


Fırçamı her salladığımda ruhumda bir dinginlik olur, bir enerji sarsar tüm bedenimi. Boyalarla bezemek için can atarım tuali. İçimdeki dünyayı yansıtmak ve rahatlamak, ve paylaşmak, anlamlandırmak beyaz bir bez parçasını... Dünyamdaki tüm renklerle bezer gibiyimdir çevremi, doğayı. Fırçamı her salladığımda boşluğu da doldurur gibiyim, saydam. Ruhumda birikmiş herşeyi dışarı atmak duygusudur boyamak biraz da. İmgeler ve anlamlar, anlamsızlıklar... Belki sadece sizin anlayacağınız dünyalar vardır fırçanın yaslandığı yerde. Dayanılmaz bir istekle koşarsın atölyene. Önleyemediğin bir duygu, bir susamışlıkla.
Son zamanlardaki resim yapma tutkumu dile getirmeden edemedim. Öyle bir istek ki önüne geçemiyor insan.

MALZEMELER:

Sable Hamuru:
  • 500 gram un,
  • 300 gram margarin,
  • 150 gram pudra şekeri,
  • 1 yumurta akı,
  • 50 gram toz badem,
  • ½ limon kabuğu rendesi,
  • ½ çay kaşığı vanilya.

    Muz karışımı:
  • 2 adet doğranmış muz,
  • 1 çay bardağı (60gram) yulaf ezmesi,
  • 1 kahve fincanı (30 gram) kahverengi toz şeker,
  • 1 çay kaşığı tarçın.


YAPILIŞI:

  1. Sable hamurunu yapmakiçin tüm malzemeleri bir kapta yoğurun. Üzerini örtüp buzdolabında 1 saat dinlendirin.
  2. Muzlu karışımı hazırlamak için tüm malzemeyi bir kaba koyup mikserle 5 dakika çırpın.
    Fırını 170 derecede ısıtın.
  3. Sable hamurunu 0,5 cm kalınlığında açıp hazırladığınız muz karışımını hamurun üzerine eşit olarak yayın. Rulo yaparak sarın.
  4. Düz bir tepsiye koyun ve dondurun.
  5. Donmuş olan silindir şeklindeki hamuru 0,5 cm kalınlığında dilimlere ayırın. Yağlı kağıt serilmiş bir tepsiye dizin.
  6. Önceden ısıtılmış fırında 25 dakika pişirin.




Cumartesi, Mart 28, 2009

ZEYTİNLİ MİNİ KURABİYE


Ahhhh deniz kokusu gelir burnuma... Sırt üstü uzanırım yumuşacık sulara... Dalga vurur ben dalgalanırım yavaş yavaş, sakince. Ruhum dinlenir suyun okşayışında. Yosun kokusunu çekerim ciğerlerime, mutluluk bu olsa gerek. Öyle bir özlemki yanımdan ayrılmaz oldu, yaz yakında. Ahhh atsam kendimi denize, balıklar geçse ayaklarıma dokunarak. NE özlem ki yerini hiç birşey dolduramaz, anlamaz kimse beni, özlemimi de.
Kulaklarımda dalgaların fısıltısı, gözlerimde engin maviliğin derinliği, burnumda deniz kokusu... Tüm özlemim denize dair...




MALZEMELER

  • 2 çay bardağı sıvıyağ,
  • 1 çay bardağı su,
  • 1 paket kabartma tozu,
  • 4-5 damla limon suyu,
  • 1 su bardağı çekirdeği çıkarılmış ve dilimlenmiş zeytin,
  • ½ çay kaşığı tuz,
  • 2,5 su bardağı un.


Üzerini süslemek için:

  • 1 adet yumurta sarısı,
  • Haşhaş.

YAPILIŞI:

  1. Sıvıyağ, su ve tuzu karıştırma kabına alın. Kabartma tozunu da ekleyin.
  2. Kabartma tozunun üzerine limon suyunu damlattıktan sonra karıştırın. Yavaş yavaş un ekleyin. Kulak memesi kıvamına gelene kadar yoğurun.
  3. Hamuru 15 dakika dinlendirdikten sonra limon büyüklüğünde parçalar koparın ve yarım santim kalınlığında açın.
  4. Yuvarlak kurabiye kalıpları ile kesip içine harcınızı koyup kapatın.
  5. Yağlı kağıtla kaplanmış fırın tepsisine dizin. Üzerine yumurta sarısı sürüp haşhaş serpin.
  6. Önceden ısıtılmış 170 derece fırında üzeri pembeleşene kadar pişirin.

Cumartesi, Mart 21, 2009

ÇİLEKLİ MUFFİN

Dedim ya bahar geliyor, güneşin ucunu görür görmez çilek düştü aklıma ilk. Kiminin aklına çiçek gelir, kimine canlanan ağaçlar, kimine de aşkı hatırlatır bahar... Önce baklayı gördüm büyük bir hevesle pişirdim, yoksa bahara giremeyecektim sanki. Sanki farketmeden uçup gidecekti. Hep korkmuşumdur baharı kaçırmaktan... Kaçar mı bana haer vermeden, sanmam. ben de bu heves, bu coşku, bu heyecan olduktan sonra nasıl farketmem, nasıl kaçırırım ki, dört gözle beklerken bir de. Yüreğim tazeleniyor bu mevsimde, gözlerim canlanıyor, coşku gelip oturuyor bedenime, yenileniyorum. Sonra meraklı bakışlar, ne oldu sana soruları... Bilmezler ki bahar heyecanlandırır eni. Söylesem de anlamlandıramazlar, inanamazlar. Garipliğimden dem vurup burunlarını kıvırırlar sadece. Bense üzülürüm onlarım adına, duygularını tecrit etmelerine, yaşamlarından coşkuyu çıkarmalarına. Nefes almanın tadını unutmak... Daha acısı yoktur benim gözümde. Hayatı kaçırmak, ne acı.



Bir coşkudur gidiyor, paylaşmadan geçemedim. Bol bol da fotoğraf yayınladım ki gözünüz gönlünüz açılsın. Yarın brunch günümüz, ve biz Ankaralı Blogcular olarak çok güzel vakit geçiriyoruz, çok eğleniyoruz. Dört gözle bu günün gelmesini bekliyoruz. Anlatacak o kadar çok şey birikiyor ki zaman yetmiyor bize. İyi ki varsınız.

MALZEMELER:
  • 2 su bardağı un,
  • ½ su bardağı pudra şekeri,
  • 2 çorba kaşığı kabartma tozu,
  • 2 yumurta,
  • 1 su bardağı süt,
  • 4 yemek kaşığı tereyağı,
  • 150 gram taze çilek.

SERVİS İÇİN:

  • 5 çorba kaşığı krema,
  • 5 adet taze çilek,
  • 2 çorba kaşığı pudra şekeri.

YAPILIŞI:

  1. Fırınınızı 200 dereceye ısıtın.
  2. Yumurtaların aklarını ve sarılarını ayırın. İki adet yumurta akını mikserle köpürene kadar çırpın.
  3. Oda sıcaklığındaki tereyağını pudra şekeri ilave ederek hacmi iki misli oluncaya kadar çırpın, yumurta sarısı, süt, un ve kabartma tozunu ilave edip çırpın. Yoğun ve yapışkan bir hamur olacak.
  4. Yumurta akını da elinizle yavaşça hamura yedirin.
  5. Doğranmış çilekleri ekleyip hafifçe karıştırın.
  6. Muffin kalıplarına döküp 25 dakika, üzeri altın rengi alana kadar pişirin.Üzerine çırpılmış krema, ikiye bölünmüş çilek ve elenmiş pudra şekeri serperek servis edebilirsiniz





MİM: LAKAPLAR

Ne zamandır mimlere cevap veremiyordum. Şeytanın bacağını kırmak istedim ve Seda'nın mimine karşılık vereyim dedim. Konunun lakaplar olduğunu görünce bir an durup düşünmek zorunda kaldım. Ve hala lakaplarımın olduğunu farkettim.
Üniversite yıllarımda Daisy idi, Papatya da vardı tabi ki. Hala papatya diye hitap eden arkadaşlarım vardır. Sonra Kara Sevda. Ki hayatım boyunca en çok kullanılan isimlerden biridir. Şu sıralar bir arkadaşım Sevda Çiçeği diye hitap ediyor. Sabahları işe geldiğimde mutlaka arkadaşımı arar ya da yanına uğrarım ki o gülen yüzü ve coşkusuyla "Sevda Çiçeğim günaydın" sözünü duyayım diye. Güne daha canlı başlıyorum. Tabi en çok da Sevda Mavisi'yim artık.

Çarşamba, Mart 18, 2009

FINDIKLI BROWNİ



Bahar geliyor diye heyecanlanmıştım ki yine soğuklar bastırdı. Mart ayı bu bir günü bir gününe benzemiyor. Ama baharın gelişi bile beni heyecanlandırmaya yetiyor. Kokusunu burnumda hissediyorum hr geçen gün. Sanki bahar yeni başlangıçların, yeni kararların, yeni hayatların habercisi. Ya da bu kadar anlamı ben yüklüyorum:)) Hangisi olursa olsun farketmez, duygular gerçek ya bu yeterli. umarım bahar herkese güzellikler getirir.











MALZEMELER:






  • 150 gram(1+1/4 su bardağı) un,



  • 2,5 ml. (1 çay kaşığı) kabartma tozu,



  • Bir tutam tuz,



  • 175 gram kıyılmış beyaz çikolata,



  • 90 gram (1/2 su bardağı) pudra şekeri,



  • 115 gram (1/2 su bardağı) tuzsuz tereyağı,



  • 2 adet hafif çırpılmış yumurta,



  • 5 ml. (1 tatlı kaşığı) vanilya esansı,



  • 175 gram kıyılmış bitter çikolata (damla çikolata da olabilir).




Süslemesi için:







  • 200 gram kıyılmış sütlü çikolata,



  • 215 gram (2 su bardağı) parçalanmış fındık.



YAPILIŞI:







  1. Fırını 180 dereceye getirip ısıtın. 23 cm’ lik bir kek kalıbını yağlayın.



  2. Unu, kabartma tozunu ve tuzu bir kaba eleyip kenara alın.



  3. Beyaz çikolatayı, şekeri ve tereyağını orta ateşte sürekli karıştırarak pürüzsüz olana kadar eritin ve hafifçe soğutun.



  4. Yumurtaları ve vanilya esansını çırpın.



  5. Unlu karışımı iyice harmanlanana kadar karıştırın; sonra kıyılmış çikolata ya da damla çikolatalarını katın.



  6. Kalıba döküp üzerini düzleştirin.



  7. 20-25 dakika pişirin. Sütlü çikolatayı üzerine serpin ve 1 dakika daha fırına verin.



  8. Fırından çıkarıp erimiş çikolatayı her yerine eşit olacak şekilde sürün. Kırılmış fındıkları da serpip hafifçe bastırın. Bir tel ızgaranın üzerinde 30 dakika soğutun. Kalıptan çıkarıp dilimleyerek servis edin.

Çarşamba, Mart 11, 2009

SEVDA SALATASI



Şimdi diyeceksiniz bu isim de nereden çıktı. Sevdiğim şeyleri bir araya getirip bu salatayı yaptım o yüzden de kendi ismimi vereyim dedim. Biraz ondan biraz bundan derken balığın yanında ikram ettiğim bu lezeetli salata oluştu. Bahar da geliyor artık gözümüz gönlümüz açılsın. Şimdiden içim kıpır kıpır olmaya başladı bile. Doğayla birlikte yüreklerimiz de tomurcuklanıyor sanki. Bir de güneş ışınları yok mu kal bimizi ısıtıyor sonsuz bir cömertlikle. Umarım çok güzel ve sıcak bir bahar geçirirsiniz.



MALZEMELER:
Miktarlarını zevkinize göre ayarlayabilirsiniz.
  • Iceberg,
  • Salatalık,
  • Domates,
  • Mısır,
  • Kapari,
  • Pancar turşusu,
  • Hellim peyniri,
  • Kornişon turşusu,
  • Sirke, tuz, zeytinyağı, limon, nar ekşisi,
  • Kırmızı biber de çok yakışıyor.

YAPILIŞI:

  1. Tüm malzemeler salatalık doğranıp bir kaseye alınır.
  2. Zeytinyağı, nar ekşisi ya da limon, tuz, sirke ekneip iyice karıştırılır.
  3. Kızarmış hellim peynirleri üzerine yerleştirilir.

Salı, Şubat 24, 2009

BONİBONLU CAPCAKE


Uzun süredir sizlerle olamamanın sıkıntısı vardı bende. Nihayet yeni bir tarif yayınlayabiliyorum bu kadar süreden sonra. Son zamanlardaki terslikler nedeni ile yeni post yayınlayamamıştım. Artık işlerimi yoluna koydum sayılır. Artık daha sık görüşebilmeyi ümit ediyorum.
Kızımın isteği üzerine yaptığım cupcake yaptım, hatta süslemelerini de kızım yaptı.


MALZEMELER:
2 yumurta(ayrılmış),
1,5 su bardağı şeker,
3 su bardağı un,
2 çorba kaşığı kakao,
160 gram bitter çikolata,
125 gram tereyağı,
¾ su bardağı su,
½ su bardağı yoğurt,
½ kabartma tozu,
1 çay kaşığı karbonat,
1 tutam tuz.
Krema için:
160 gram bitter çikolata,
2çorba kaşığı fındık kreması,
1 çorba kaşığı kakao,
1,5 su bardağı pudra şekeri,
2-3 çorba kaşığı sıcak su.
Şekerlemeler.




YAPILIŞI:
Su, şeker ve tereyağını kaynama noktasına kadar ısıtın. Karıştırarak şekeri eritin.
Çikolatayı kırarak içine atın, karıştırarak eritin. Ilımaya bırakın.
Kuru malzemeleri tuz hariç ayrı bir kaba eleyin.
Yumurta sarılarını çikolatalı karışıma ekleyip karıştırın.
Yoğurdu ilave edip karıştırın.
Kuru malzemeleri ilave edip karıştırın.
Yumurta aklarını tuz ile köpük haline gelene kadar çırpın.Söndürmeden yavaş yavaş alt üst ederek çikolatalı karışıma ekleyin.
Muffin kalıplarına paylaştırıp önceden ısıttığınız 180 derece fırında 25-30 dakika pişirin.
Krema için; çikolatayı buharda eritin, fındık kreması ve kakaoyu ilave edip karıştırın.
Buhardan alıp pudra şekerini ekleyin, karıştırın.
Kıvamına göre sıcak suyu karıştırarak ilave edin. Pürüzsüz kıvam alana kadar karıştırın.
Mini keklerinizin üzerine sürün ve şekerlemelerle süsleyin.

Salı, Ocak 06, 2009

YILBAŞI KURABİYELERİ


Yeni yıl geçti gitti bu kurabiyeler de neyin nesi dediğinizi duyar gibiyim. Ama fırsat bulmak mümkün olmadı. Kızım su çiçeği olduğu için başımı kaldırıp bir iş yapamadım. Aşısını ha yaptırdım ha yaptıracağım derken su çiçeği elini hızlı tutup benden önce davrandı. Benim ihmalimi kızım yaşamak zorunda kaldı. Neyseki iyileşme sürecine girdi de rahatladım.

bu kurabiyeleri de kızımla birlikte yaptık. " Mutlu yıllar" yazısını bastı, kalıplarla şeker hamurunu kesti, yapıştırdı. Hatta çiçekler bile yaptı. O da benim gibi mutfağı çok sevecek sanırım. Saatlerce benimle birlikte mutfakta kalıyor. En son da mantı yaptık. Çok şirin mantılar yaptı canımcığım.




Bu kurabiyeleri Hanimiş'ten alıp kendi değişikliklerimle yaptım. Ben kendi kurabiyelerimin ölçüsüne göre yazıyorum.

MALZEMELER:


  • 200 gr tereyağı,

  • 300 gr tozşeker,

  • 1 adet yumurta,

  • 1,5 yemek kaşığı portakal kabuğu rendesi,

  • 2 yemek kaşığı pekmez,

  • 330 gr un ,

  • 2 tatlı kaşığı kabartma tozu,

  • 3 tatlı kaşığı tarçın,

  • 2 tatlı kaşığı toz zencefil,

  • ½ tatlı kaşığı toz karanfil,

  • ½ tatlı kaşığı tuz




YAPILIŞI:



  1. Yağ ve şekeri birlikte çırpın.

  2. Yumurtayı ekleyin, iyice karıştırın.

  3. Portakal kabuğu ve pekmezi de ekleyin.

  4. Unu, kabartma tozunu, zencefil, tarçın ve karanfil ve tuzu da katın ve homojen bir hamur olana kadar yoğurun.

  5. En az 2 saat buzdolabında dinlendirin. Fırınınızı 190 dereceye ayarlayın.

  6. Hafif unladığınız zeminde hamuru merdane yardımı ile ince (5 mm kadar) açın. İtediğiniz kurabiye kalıpları ile kesin.

  7. Yağlı kağıt serdiğiniz tepsiye 2,5 cm aralıklarla dizin. Önceden ısıtılmış fırında 10-12 dakika kadar pişirin.









Pazartesi, Aralık 29, 2008

MUZLU PASTA


Yine kar, yine kar, yine kar... Yüreğim pır pır yine, yüzüme çarpan yıldızlardan... Nasıl özlemle kavuşursak sevdiğimize ben de beyaz yıldızlarıma kavuştum, heyecanım ondan. Bir de yeni yılın getirdiği sevinç sarınca ruhumu... Bir de yılbaşında lapa lapa kar yağarsa değmeyin keyfime.
Her yanda bir yılbaşı heyecanı var, renk renk ışıklar, süsler, ağaçlar... Şarkılar, sevinçler... İster istemez yeni yıl yeni bir başlangıçtır düşüncesi de olunca zihnimizde heyecan daha da artıyor.
kar yağar yağmaz kendimi dışarı atıp kartopu oynayan, kardan adam yapan çocukları izledim. sadece çocuklar vardı dışarıda. Yetişkin oldukları için çocuklardan daha şanslı ve daha çok şey bildiklerini söyleyen yetişkinler yoktu sokakta. Karda yürümenin güzelliğini, karın telaşını, kartopu oynamanın zevkini, üşümenin güzelliğini bilmediklerinin farkında değiller demek ki. Hayatın tadını unutup çocuklardan ayrıcalıklı olduklarını düşünseler de bence dünyayı çocuklardan daha iyi bilen yok. Onlar anın tadını çıkarıyor hayatı an be an yaşıyorlar. Kendilerini kasmadan istedikleri gibi yaşıyorlar. Hayatın sırrı da bundan ibaret.


Pastayı Emel Hanım'ın kitabından yaptım. Pandispanya tam istediğim gibi çok güzel kabardı, kremasını da çok beğendim.



MALZEMELER:

Pandispanya için:

  • 12 adet yumurta,
  • 340 gram( 1,5 su bardağı) toz şeker,
  • 1 çay bardağı portakal suyu,
  • 225 gram un (1,5 su bardağı),
  • 100 gram kakao (2/3 su bardağı).

Vanilyalı krema için:

  • 225 gram toz şeker (1 su bardağı),
  • 75 gram nişasta (1/2 su bardağı),
  • 15 gram un (2 yemek kaşığı),
  • 750 ml süt (3 su bardağı),
  • 2 yumurta,
  • Vanilya,
  • 1 su bardağı krema,
  • 8 adet muz.


Üzerine sürmek için 1 su bardağı çırpılmış krema.

YAPILIŞI:


Pandispanya:

  1. Fırını 175 dereceye getirip ısıtın.
  2. 2 adet 23 cm çapında çemberi yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine koyun.
  3. Yumurta sarıları ve beyazlarını ayırın. Mikserle akları şekerin yarısı ile kar gibi olana kadar çırpın.
  4. Şekerin diğer yarısı ile yumurta sarılarını mayonez kıvamına gelene kadar çırpın. Portakal suyunu ekleyip kaşıkla karıştırın.
  5. Geniş bir kaba iki yumurta karışımını koyun. Kakao ve unu üzerine eleyerek ekleyin. Bir tahta kaşıkla çırpmadan hafifçe karıştırın. Çemberlerin içine eşit şekilde dökün. 35-40 derece pişirin. Fırından çıkarıp bir tel üzerinde soğutun. Kalıptan çıkarın.

Vanilyalı krema:

  1. Toz şeker, un ve nişastayı bir tencerede karıştırın. Süte yedirerek ekleyin. Yumurtaları da ekleyip karıştrın. Tencereyi ateşe oturtun. Sürekli karıştırarak muhallebi kıvamına gelene kadar pişirin. Ateşten alıp vanilyayı ekleyin. Soğuduktan sonra da kremayı ekleyip karıştırın. Küçük küçük doğradığınız muzları da ekleyip karıştırın.
  2. Soğumuş olan pandispanyaları ikiye bölün. Dört kat pasta yapabilirsiniz, ben üç parça kullanarak üç katlı yaptım. Her pandispanyanın arasına vanilyalı krema sürün. Pastanın çevresini ve üzerini de çırpılmış krema ile kaplayın ve en az 3 saat buzdolabında bekletin.

Cuma, Aralık 26, 2008

ADA'CIĞIMIN DOĞUM GÜNÜ




Geçen hafta kızımın doğum günüydü. İzinli olduğum için de tadını çıkara çıkara hazırlık yaptım. Önce sade bir şeker hamurlu pasta yaptım. Kreması da pandispanyası da nefis oldu. Süslemesi amatörce olsa da kızımı sevindirdim neyse ki. Bir gün sonra da evde kutladık arkadaşlarla. Çok güzel bir gündü hepimiz için de. Saatin farkına bile varmamışız sohbete dalınca. Bu sefer yiyecekleri abartmadım az ve öz yaptım. Hepsine de bayıldı konuklarım. Tariflerini tek tek vereceğim.



Sofrada neler mi vardı:
  • Börekitaş(En çok buna bayıldılar),
  • Muzlu rula kurabiye,
  • Sacher Turta,
  • Patates Pastası,
  • Mantarlı Tavuk Salatası,
  • Böğürtlenli Toplar,
  • Brokoli ve Karnıbahar Salatası,
  • Ezmeli Kanepeler,
  • Muzlu Doğum Günü Pastası.

Perşembe, Aralık 25, 2008

MERCİMEK KÖFTESİ

Karın yağışıyla içime bir sevinç girdi ki etkisini hala sürdürüyor. Çocuksu bir neşe, cıvıl cıvıl bir yürek benimle geliyor her yere. Dünyaları fethedecek enerjim var. Ve biliyorum ki bu karın verdiği bir enerji, çocukluğuma götüren. Bir bahar bir de bembeyaz kar beni bu kadar etkiler. Umarım sizleri de aynı heyecan etkilemiştir.

Pek de hayır diyemediğimiz bir tarif eklemek istedim. Bir çok kez denediğim ama kıvamını tutturamadığım mercimek köftesini bu kez nefis yaptım. Bu kez acele etmeden yaptım tadını çıkararak. Tarifte tam kıvamında.




MALZEMELER:
  • 5 su bardağı su,
  • 2 su bardağı kırmızı mercimek,
  • 1,5 su bardağı ince bulgur,
  • 1 çay bardağı sıvıyağ,
  • 3 adet orta boy kuru soğan,
  • 1 demet maydanoz,
  • 1 çorba kaşığı biber salçası,
  • ½ çorba kaşığı domates salçası,
  • 3-4 adet taze soğan,
  • Tuz,
  • Pulbiber,
  • Nar ekşisi,
  • ½ limonun suyu.

YAPILIŞI:

  1. Suyu tuz ile kaynatın. Mercimeği yıkayıp kaynayan suya ekleyin ve mercimekleri iyice ezilinceye kadar pişirin.Dibinin tutmaması için sık sık karıştırın.
  2. Daha sonra ocağı kapatıp sıcak mercimeğin içine bulguru ekleyip karıştırın. Tencerenin kapağını kapatıp 15-20 dakika dinlendirin.
  3. Kuru soğanları yemeklik doğrayıp sıvıyağla birkaç dakika kavurduktan sonra salçaları ve tuzu ekleyin. Soğanlar yumuşayıncaya kadar kavurun.
  4. Taze soğanın yeşil yapraklarını ve maydanozu kıyın. Mercimek bulgur karışımını bir tepsiye alıp harmanlayın. Üzerine kavurduğunuz kuru soğanı, limon suyunu, nar ekşisini, tuzu ve pulbiberi ekleyip iyice yoğurun.
  5. En son yeşillikleri ekleyip karıştırın. Hazırladığınız karışımdan parçalar alıp rulo şekil verin. Marul yaprakları ve limonla servis yapın.

Pazartesi, Aralık 15, 2008

UNO İLE BLOGGER SOFRASI



Yakınlarda bir e-mail aldım. Blogger sofrası 23 Kasım'da kuruluyor siz de davetlisiniz yazıyordu. Maalesef katılmayı çok istesem de İstanbul'da olunca katılamadım. Daha sonra ikinci bir e-maille adresimi istiyorlardı hediye paketi göndermek için. Daha sonrasında da Uno'nun birbirinden güzel ekmekleri geldi adresime. Doğrusu bu kadar çeşidi var mıydı diye şaşırdım. Çok da lezzetliydiler. Ben de hemen mutfağa girip bu hoş ekmekleri daha da güzelleştirmek istedim. Ve çok pratik bir sandviçle tost hazırladım. Nefis oldular. Uno'ya da çok teşekkür ederim hem böyle bir sofra kurup bizleri davet ettikleri için hem de hediyeler için. Ayrıntılar burada...



RUS ÇAVDARLI SANDVİÇ
MALZEMELER
  • 2 dilim Uno Rus çavdarlı ekmeği,
  • 4 dilim salam,
  • 2 dilim beyaz peynir,
  • 2 dilim domates,
  • 2 adet kornişon turşusu(ben alman tipini kullanıyorum. Tadı daha güzel.)
  • İsterseniz mayonez ve ketçap da koyabilirsiniz ama ben diyetteyim koymuyorum.

Tarife gerek yok sanırım. Tüm malzemeyi ekmek arasına yerleştirip isterseniz tos makinasında da ısıtıp afiyetle yiyoruz.

Çok tahıllı Uno ile de beyaz peynirli ve domatesli bir tost yapıp afiyetle yedim. Her sabah mutlaka tost yaparım zaten.


Pazartesi, Aralık 01, 2008

UZAKLARA KAÇIŞ


Sessizlikteki huzuru yaşarken ruhumu dinliyorum hala. Daha da bir güçlü daha da bir sakinlikle. Kaçmalar, kaçışlar, uzaklar.... Hep istenilen ama gündelik hayattan sıyrılıp gidilemeyen hayal şehirler. Yüreğinizi orada bırakıp zoraki karanlık bir şehri yaşamanın ağırlığı... Gün geçtikçe ağırlaşan, bir kenara bırakıp kaçmak istediğiniz bir yük gibi. Şöyle bir köşeye bırakıp, kimseler görmeden uzaklaşmak istediğiniz bir yük. Bırakamadığınız insanları bir an unutup, işi gücü de, kaçmak uzaklara. Asıl istediğiniz budur ama nafile. Sizi anlayan şehre gittikçe uzaklaşmak ve anlaşılamamak uğruna iki yabancı gibi yaşadığınız, mecbur olduğunuz yer. Sorumluluklar, iş güç, eş dost... Bahaneler, avuntular... Sırtınızda taşıdığınız, avucunuza sakladığınız binbir bahane. Mutlu olduğun yere uçmak niçin bu kadar zordur. Bazen yeterince cesur değilsinizdir, bazen ekmek davasına beklersiniz buraları. Ya dostlar, sevdikleriniz. En zoru da onları bırakmaktır. Daha mutlu olacağınızı bilseler de anlamazlar ve hiç istemezler gitmenizi. Sizin için mi kendileri için mi..

Gündelik hayatın ağırlığı altında ezilen ve nerdeyse nereye gitti dediğim duygularım ve yazma dürtüm geri döndü. Ondandır bu kadar uzun uzun yazmam. Bu resimler hayal şehrime ait değil ama şu an ruhumu dinlendirdiğim, kendimle başbaşa kaldığım yerden görüntüleri paylaşmak istedim sizlerle. Bilmeyen yoktur Safranbolu'yu. Yıllar önce gelmiştim buraya bir yaz günüydü. Böyle bir mevsimde geleceğim aklıma gelmezdi sanırım. Üşüyorum ama mutluyum. Uzaklaşmalara ihtiyacım vardı çünkü. Hangi şehir olduğu bile önemli değildi. Sadece kendimle başbaşa kalmaktı ihtiyacım.


Tarihi bir handa kalıyorum şu an. Bu odada kimler kalmıştı kimbilir. Kim bilir ne acılar, ne hasretler gördü bu han. Kimbilir kaç gözyaşı düştü yerlere, kaç kahkaha çınladı semasında. Farklı bir dünyada yaşıyorum farklı bir boyuta taşındım sanki. Başka bir gün bu kadar etkiler miydi brni bilemiyorum. Odamda sırtüstü yattığımda tavana bakarken burada neler yaşanmıştır, kimler gelip geçmiştiri düşünmekten kendimi alamıyorum. Her gittiğim şehirde burada yaşayan insanlar ne hissediyordu mutlaka düşünürüm bir de. Acaba memnunlar mıdır hayatlarından ya da büyük şehir hayaliyle mi yaşıyorlardır acaba... Aşağıdaki fotoğraf da odamdan görünen han manzarası.



Yoksa elindeki güzelliklerin kıymetini bilip küçücük şehirlerde kocaman hayatlar kurmuşlar mıdır acaba. Yolunu kesip sormak için inanılmaz bir istek duyarken kendimi frenlemişimdir hep. Deli zannetmesinler diye mi, kimbilir. Zannetsinler, o kadar önemli mi, değil. Yine de binbir engelle örülmüş hayatımız. Düşüncelere engel yok ya o bana yeter.



Aşağıdaki resim de ne derseniz ay ve yıldız. O kadar güzel görünüyordu ki gece ayarında çekerken makineyi kıpırdattığım için ilginç bir görüntü çıktı. Bana da paylaşmak kaldı.






Cuma, Kasım 28, 2008

ELMALI TURTA

Sessizliğin sesini dinlemek… Arada bir dinlemeli insan, huzur bulmalı. Ne zamandır unutmuşum oysa. Beynimden geçenleri duyamıyormuşum insan sesinin çınlamalarından. Meğer kendi sesimi bile duyamıyormuşum ne zamadır. Öyle bir hafifledim öyle bir silkelendim ki her şeye değer. Gereksiz konuşmalar, anlamsız muhabbetler, ardı arkası gelmeyen tezler nereye dayandığı bile olmadan, her şeyi bildiğini zannedenler, dünyayı kendi penceresinden ibaret zannedenler, mutluluğu olmayan yerde arayanlar, aradıkça mutsuzluğa gömülenler, bir tebessümü bile karşılık istemek için layık görenler… Bazen sessizliği dinlemeli insan yorgunluğumuzu alıp giden.
Bir haftalık yalnızlık ve sessizlik ruhunu dinlendirdi adeta. Daha bir enerjik daha bir neşeli devam ediyorum hayata. Arada bir küçük molalar vermeli insan. Bir kaç günde Safranbolu'da olacağım. Dönüşte yeni tariflerle buluşmak üzere.
MALZEMELER:
4 su bardağı un,
250 gram oda sıcaklığında tereyağı veya margarin,
3 çorba kaşığı limon suyu,
2 çorba kaşığı çok soğuk su,
1 tutam tuz.
İçi için:
1 kg elma,
1 adet limon,
1 sı bardağı toz şeker,
½ çay bardağı sıvıyağ,
1 çorba kaşığı nişasta,
1 su bardağı iri çekilmiş ceviz,
1 tatlı kaşığı tarçın,
2 çorba kaşığı kuru üzüm.
Üzeri için:
Pudra şekeri.
YAPILIŞI:
Limon suyunu soğuk su ile karıştırıp buzdolabında bekletin.
Oda sıcaklığındaki margarini, tuzu ve unu karıştırma kabında karıştırın.
Bu hamuru toplamak için buzdolabında beklettiğiniz su ve limon suyu karışımını ekleyip yoğurun. Hamur toplanmıyorsa 1-2 çorba kaşığı daha soğuk su ilave edebilirsiniz. Yoğurduğunuz hamuru iç malzemesini hazırlayana kadar dinlendirin.
Elmayı yıkayıp kabuğunu soyduktan sonra yarımay şeklinde ince ince dilimleyin. Büyük bir kaba alın.
Üzerine limon suyunu, toz şeker, ceviz, üzüm, tarçın, sıvıyağ ve nişastayı ekleyip harmanlayın.
Hazırladığınız hamurdan portakal büyüklüğünde parça koparıp yağlanmış tart kalıbına kenarları yüksek olacak şekilde yerleştirin. İçine elmalı karışımı yayın.
Ayırdığınız hamurdan elmaların üzerine kafes yapıp önceden ısıtılmış 170 derece fırında üzeri pembe renk alıncaya kadar pişirin. Soğuduktan sonra üzerine pudra şekeri serpip servis yapın.


Perşembe, Kasım 13, 2008

İSTANBUL BULUŞMASI İPTAL EDİLDİ

Büyük bir heyecanla planladığımız buluşmayı maalesef iptal etmek zorunda kaldım. Yeterince katılım olmaması ve gelecek arkadaşların belirsiz ifadeleri nedeniyle gerçekleştiremeyeceğimizi anladım. Bu kadar belirsizlik üzerine buluşmak ve bu kadar külfete katlanmak çok anlamlı değildi. Gül'e, Hande'ye, Ganne'ye ve ismini hatırlayamadığım diğer arkadaşlara çok teşekkür etmek istiyorum. İstanbul'a gelirsem sizleri mutlaka ziyaret edeceğim. Umarım daha uygun bir zamanda bir buluşma ayaralayabiliriz.

Perşembe, Kasım 06, 2008

MALİBU TATLISI


Eskiden beri hafif tatlı istediğim anlarda yaparım malibu tatlısını. Özellikle de arkadaşlarıma yaparım. Ve her defasında da bir anımı hatırlarım. Anlatmadan geçemeyeceğim. Çok yakın bir arkadaşım yeni evlendiği dönemlerde eşi ve kayınvalidesi ile bize gelmişti. Başka arkadaşlarım da gelmişti. Ben özenle sofrayı hazırlamışım. İspanyol usulü levrek ve malibu tatlısını hiç unutmam. Yemeğimizi yedik ve tatlılara geçtik. Ben koşturmacadan tadına bakamamışım tabi. Arkadaşın kayınvalidesi burnunu kıvırıp yemeyeceğini söyledi. Huysuzluğu ile meşhur olunca yadırgamadım. Arkadaşlardan biri " Sevda bunu tatlı zannetmiştim ama bir gariplik var" deyince şeker koymadığımı farkettim. Ve özenle yaptığım tatlılar yenmedi tabiki. Siz siz olun şekerini unutmayaın:))


MALZEMELER:

  • 5 orta boy elma,
  • 2 muz,
  • 2 su bardağı şeker,
  • 4 su bardağı süt,
  • 5 çorba kaşığı pirinç unu,
  • ½ su bardağı fındık, ceviz,
  • 1 tatlı kaşığı tarçın,
  • Hindistancevizi,
  • 2 paket vanilya,
  • 1 yumurta.

YAPILIŞI:

  1. Küp küp doğradığınız elmaları bir su bardağı şekerle tarçını da ilave ederek pişirin.
  2. Başka bir tencerede 5 çorba kaşığı un, 1 su bardağı toz şeker ve 2 paket vanilyayı karıştırın. Topaklanma olmaması için stü karıştırarak ekleyin.
  3. Hazırladığınız malzemeyi göz göz olana dek pişirin. Yumurtayı çırpın karışıma ekleyin.
  4. Elmalı karışımı kaselerin dibine dökün. Üstüne muz dilimleri dizin ve fındık serptikten sonra muhallebi gezdirin.
  5. Kaseler soğuduktan sonra üzerini hindistancevizi ve meyvelerle süsleyin.

Cuma, Ekim 31, 2008

BÖĞÜRTLENLİ VE DAMLA ÇİKOLATALI MUFFİN


Nihayet yasak kalktı ama benim yasağım kalkmadı maalesef. Hala çok nadir tarif yayınlayabiliyorum. Bu arada etkinlikleri de kaçırıyorum. Bugün acele acele siteleri gezmeye çalışırken baktım kietkinliklerin son günü. Arşivimde gezinince tam da Sevgili Neslihan'ın etkinliğine uygun bir tarif buldum.
İstanbul buluşması için de yer arayışımız hala sürüyor. Önerilerinizi bekliyorum.
BÖĞÜRTLENLİ VE DAMLA ÇİKOLATALI MUFFİN
MALZEMELER:
  • 3 yumurta,
  • 2,5 su bardağı un,
  • 1 paket kakaolu puding,
  • 1 paket kabartma tozu,
  • Yarım çubuk vanilya,
  • 1 çay bardağı sıvıyağ,
  • 1 su bardağı süt,
  • 1 kahve fincanı damla çikolata,
  • 1 kase dondurulmuş böğürtlen,
  • 1 çay kaşığı tarçın.

    YAPILIŞI:
    Çubuk vanilyayı kopmayacak şekilde uzunlamasına ortadan ikiye kesin. İçindeki çekirdekleri bıçağın ucuyla sıyırarak alın.
    Un, kakaolu puding, kabartma tozu, çay kaşığının ucu kadar vanilya çekirdekleri ve tarçını çukur bir kaba alıp harmanlayın.
    Yumurtaları ayrı bir kapta çırpın. Süt ve yağı ekleyip birkaç dakika daha çırpın.
    Bu karışımı unlu karışıma yavaş yavaş ilave ederek tahta kaşıkla pürüzsüz ve tek bir renk oluncaya kadar karıştırın. Oldukça yapışkan bir hamur oluyor.
    Damla çikolataları da ekleyip karıştırın. İkişer çorba kaşığı kadar muffin kalıplarına paylaştırın. Her birinin ortasına dondurulmuş böğürtlen yerleştirin.
    Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 15-20 dakika pişirin.

Pazartesi, Ekim 13, 2008

İSTABUL'DA BULUŞUYORUZ


Biliyorum uzun zamandır bekletiyorum sizleri. Maalesef hem işlerimin yoğunluğu hem de internetteki sorunlarım nedeniyle beklettim. Sürprize gelince, ne zamandır Burçak'la düşünüp hayata geçirmek istediğimiz bir buluşma. Herkes kendi ilinde yaşayanlarla bir şekilde buluştu ama farklı illeri de biraraya getirelim dedik.

Yer konusunda sizlerin yardımını istiyoruz. Özellikle de İstanbul da yaşayan arkadaşların.
Ben Ankara'yı, Burçak da İstanbul'u organize edecek. Tabi ki başka illerden katılmak isteyen arkadaşları da bekliyoruz.
Şimdiden büyük bir heyecan içerisindeyim. Umarım güzel bir etkinlik olur.
Katılacak arkadaşlar ya da yer konusunda fikrini yazmak isteyen arkadaşların sevdamavisietkinlik@gmail.com adresine yazması gerekmektedir. Ayrıca İstanbul'dan katlacak arkadaşlar da Burçak'a bildirirse sevinirim.
Tarihle ilgili bir değişiklik yapmaya karar verdik. Zamanı uzatırsak daha fazla kişinin haberi olur ve katılım artar diye düşündük. Gelen maillerden de çok nutlu oldum. Katılacak arkadaşların heyecanı bizimkini daha da artırdı.

Güzel bir etkinlik olması dileğiyle...