Cuma, Ekim 30, 2009

KAHVALTI KEYFİ


Çok zaman geçti ki şöyle bir mükellef kahvaltı sofrası hazırlayıp başına oturmayalı. Dostlarla sohbet ederek keyif sürmeyeli. Yalnız olunca da ne yemek yapmak geliyor insanın içinden ne de kahvaltı hazırlamak. Ah nasıl özlemişim şöyle kalorili bir kahvaltı sofrasını. Çay bile yapmamışım ne zamandır. Haftaiçi sürpriz yumurtadan çıkan tatil nedeniyle kolları sıvayıp bu sofrayı hazırladım. Tabi arkadaş olmadan olmaz dedim onu da hallettim. Sonra da saatler süren sohbet eşliğinde bir demlik çay bitene kadar sofra keyfi yaptım. Nasıl iyi geldi, ama nasıl.

Sonrasında da şöyle bir sinema keyfi yapayım dedim. Hemen koştum Mazi Yarası'na. Benim diyarlarda çekilmiş bir film. Muğla, Akyaka canım Gökova. Konusuna bile bakmadan koştum koştum ama tatil olunca filmi kaldırmışlar yerine de geyik filmleri dizmişler. Malum insanımız bu tarz filmleri izlemez. Üzüldüm ama ne yaparsın. Ben de attım kendimi göl yürüyüşüne. Eeeee ne de olsa harcanacak kalori aldık. Ve tadı damağımda, çok huzurlu bir gün...


Üzümlü ve Cevizli Kek
Tarifi çok yakında.
Zeytincikler




Pankek
Daha önce tarifini yayınlamıştım. Burada.




Domatesli Sucuk


Reçel çeşitleri
Acılı Ezme


Veeeee Karışık Kızartma. Ne çok özlemişim.

Salı, Ekim 20, 2009

BROWNIE



Mevsim sonbahar, renklerin bayramı. Sarılar, kırmızılar, kahverengiller, turuncular... Gözlerimizin bu güzelliklere doyacağı mevsim. Tualime en çok yansıttığım renkler. Hüzün dese de herkes aslında güzelliklerin mevsimi. Yorulmuş ruhların dinlenmeye çekildiği, huzuru bulduğu, sevgilerin mayalanmaya bırakıldığı mevsim. Hayatın daha gerçek algılandığı, ayakların yere bastığı... Sabah serinliğinin yüzümüze çarpışıyla uyandığımız, kendine gel dedirten mevsim. Yağmurlar başlayacak artık, ıslanacağız uzun uzun. Ya da pencereye çarpışına kendimizi bırakıp sıcak bir çayla eşlik edeceğiz. Yanında da bu güzel browni size eşlik etsin istedim.
Cafe Fernandoda bu tarifi görmeyen yoktur sanırım. Bu güzellikten ben de mahrum kalmayayım dedim ve kolları sıvadım. Yapmaya değer.


MALZEMELER:

  • 250 gr bitter çikolata, doğranmış ,
  • 125 gr tereyağı ,
  • 1 +1/2 su bardağı şeker,
  • 4 yumurta ,
  • 1 çay kaşığı vanilya özütü,
  • 3/4 su bardağı + 2 çorba kaşığı un ,
  • 1/2 çay kaşığı tuz ,
  • 160 gr sütlü çikolata ,
  • 1/4 su bardağı fıstık


YAPILIŞI:
  1. Fırınınızı önceden 180C’de ısıtın. 20 cm’lik kare bir pişirme kabını yağlayıp, kabın bütün kenarlarından 5′er santim dışarı sarkacak şekilde parşömen kağıdı serin.
  2. Tereyağını ve bitter çikolatayı benmari usulü eritin. Oda sıcaklığına gelmesini bekleyip ardından şekeri ekleyin ve çırpın.
  3. Teker teker yumurtaları ekleyin ve çırpmaya devam edin. Ardından vanilyayı ekleyin ve karıştırın.
  4. Un ve tuzu çok karıştırmamaya özen göstererek bu karışıma ekleyin.
  5. Fırın kabına boşaltıp üzerini spatula yardımıyla düzleyin ve 35-40 dakika pişirin.
  6. Fırından alıp oda sıcaklığına gelmesini bekleyin.
  7. Sütlü çikolatayı benmari usulü eritin ve 5-10 dakika bekleyin. Ilık çikolatayı brownienin üzerine dökün. Tepesine de fıstıkları serpiştirin ve çikolatanın sertleşmesi için buzdolabında bekletin. Soğuk servis yapın.

Perşembe, Eylül 24, 2009

MİMLENDİM


Tam mim yazma havasındayım hiç sormayın. Bir şımarıklıktır gidiyor, hayırlısı:))
Canımcım, Burçak'cığım hiç üşenmemiş beni mimlemiş:)) O mimler de ben cevapsız bırakır mıyım. Burçakcığım seni çok öpüyorum, bir tanesin...
Bu arada resim de alıntı değildir, kendi elcağızlarımla çektim.


1-Bloguna neden bu adı verdin?

Öncelikle kendi ismimi kullandım. Ve en çok sevdiğim renk, sevdanın rengi mavi. Oldu SEVDAMAVİSİ

2-Blog yazarken star tribiyle istediğin olmazsa olmaz dediğin şeyler var mı?

Uykusuz olmayayım da... Şöyle sırtımı rahat bir yere yaslayayım, çay kahve olsun, falan filan.... Çok imkansızlıklarla, koşturarak bazen, yazdığım için ortamı kafama takmadım bile. Sadece dinlenmiş olayım yeter.

3-En son aldığın garip şey?

Ah param kalsa ne garip şeyler alacağım bir bilseniz:)))

4-Şeker gibi olduğun anlar?

Çenem düşer mi düşer, herkese takılırım, gülerim de gülerim, ifrit ederim herkesi.

5-Arkadaşım artık sormayın şunu dediğin şeyler?

Eskiden ne zaman evleniyorsun, sonra çocuk ne zaman geliyor, şimdilerde şafak kaç. Ama en önemlisi " aaaaaa gözlerin kızarmış ne oldu?". ya benim gözlerim en ufak şeyde kızarıyor ne yapayım. Siz sormaktan bıkmadınız ben cevaplamaktan bıktım.

6-Aynaya bakınca gördüğün?

Harika bir insan:)))) Megalomanlık parayla mı canım. Hem çok da alçakgönüllü olmamak lazım.

7-Kendini okutan blog dediğin?

Güzel laflar edecek hayata dair, büyük laflar. Samimi olacak. Kasmayacak:)))

8-Bu blog sahibi / sahibesiyle karşılaşabileceğin yerler?

Mutlaka kitapçıdadır. Kitapçıya girince ileriden sola dönün köşedeki reyondadır, felsefe reyonu. Ya da çaprazındaki psikoloji bölümüne bakın. Orada yoksam mis gibi yemeklerin olduğu bir restorandayımdır. Boğa burcu olmak kolay mı. Midemize, dostlarımıza ve sohbete doyamayız ki. Bir de iş yerinin önündeki görkemli kestane ağacının altında sigara içen arkadaşlarına eşlik eder sohbetiyle. Sigara içmesem de onlar kadar zaman geçiriyorum o ağacın altında.


Ben kimi mimleyeceğimi kestiremedim. Ne zaman arkadaşlarla buluşsak bu mim hakkında atıp tuttuğumuz için korkuyorum mimlemeye:))))

Salı, Eylül 22, 2009

LİMONLU KURABİYE


Ah hayat... Nasıl anlatacağınızı, nereden başlayacağınızı bilemediğiniz bir kavram. Bazen içinde yitip gittiğiniz, bazen kendinizi bulduğunuz. Ama yaşamaktan yorulmadığınız. Kazara yorulduğunuzda ise mola veremediğiiniz... Ben şöyle bir durayım yaşamayayım dyemeyiz hiç. Küçük molalar olsaydı çok mu şey istemiş olurdum. Durduramasak da yavaşlatabiliyoruz zaman zaman. Dinginleştirebiliyoruz neyse ki.

Belki de o anlarda bir kurabiye yapmak iyi gelir. Fırından çıkar çıkmaz da sıcacık yemek en güzeli. Bu kurabiye de için de öyle. Sıcacıkken bir tane tadına bakayım dedim, birkaç tane yedim:)) Limonun hafifliğini damağınızda hissettiğinizde bırakamıyorsunuz.





MALZEMELER:

  • 125 gram tuzsuz tereyağı (yumuşamış ve küp kesilmiş),
  • 125 gram toz şeker,
  • 2 yumurta sarısı,
  • 2 tatlı kaşığı limon kabuğu rendesi,
  • 265 gram un (yaklaşık 2 su bardağı),
  • Pudra şekeri.

YAPILIŞI:

  1. Fırını önceden 160 derece ısıtın. Fırın kabını yağlı kağıt ile kaplayın.
  2. Yağ ve şekeri krema kıvamına gelene kadar çırpın.
  3. Yumurta sarısı, limon kabuğu ve unu ekleyip yoğurun.
  4. Un serpilmiş bir zeminde 1cm kalılığında açın.
  5. Kurabiye kalıbı ile kesin. Fırın tepsisine dizin ve 15-20 dak. pişirin.
  6. Soğuduktan sonra üzerine pudra şekeri serpin.

Cumartesi, Eylül 05, 2009

HAVUÇLU KEK


Bodrum dönüşü gerçek hayata dönmek zor olsa gerek. Baktım da bir süredir hiç tarif yayınlamamışım. Sizlerden bu kadar uzak kalmak istememiştim. Artık gerçek hayata döndüğüme göre tariflere de hızlı bir şekilde giriş yapalım.
Bu tarifi bir kez yaptım, artık kurtulamıyorum:)) Özellikle iş yerimdeki arkadaşlarım o kadar sevdiler ki arada istiyorlar. Her yapışımda da beni hayal kırıklığına uğratmıyor, çok güzel oluyor. Bu tarifi Sevgili Yasemin'in sitesinde görmüştüm. Gönül rahatlığı ile uygulayabileceğiniz bir tarif. Ama yine de becerinizi göstermeyi unutmayın çünkü tarifi aynen verdiğim arkadaşlar yapmış ama güzel olmamış.


MALZEMELER

  • 450 gr rendelenmiş havuç,
  • 1,5 su bardağı un,
  • 1 paket kabartma tozu,
  • 1 çay kaşığı karbonat,
  • 1 çay kaşığı tuz,
  • 2 tatlı kaşığı tarçın,
  • 4 yumurta,
  • 1 paket vanilya,
  • 1,5 su bardağı toz şeker,
  • 1,25 su bardağı sıvıyağ,
  • 1 su bardağı ceviz .

YAPILIŞI

  1. Yumurta ve şekeri iyice çırpın. Sıvıyağıda ilave edip çırpmaya devam edin.
  2. Kuru malzemeleri (Un, kabartma tozu, vanilin, karbonat, tarçın) beraber eleyerek yumurtalı karışıma ilave edin. Hepsine beraber çırpın.
  3. Karışıma havuç ve cevizleride ilave edip tahta kaşıkla karıştırın.
    Yağlanmış (23cm) standard kek kalıbına dökün.
  4. Önceden 180 derecede ısıttığınız fırında 40-45 dakika pişirin.

Pazar, Ağustos 09, 2009

BİR BODRUM MASALI



Özlemle bıraktım kendimi denizin kollarına, okşayışına. Öylesine bir kucaklaşmaydı ki görmeye değer. Kendimi maviliklere teslim ettim, dalgalarla salındım, balıklarla konuştum. Birgün Yalıkavak, bir gün Turgutreis, diğer gün Bitez, Gümbet... Her gün başka bir yerde denize girdim, gezdim, eğlendim. Herşeyin olduğu gibi tatilin de sonu geldi ve şehrime geri döndüm. Kızımla elele verip Bodrum'un altını üstüne getirdik. Son üç yıldır Tatilimi Bodrum'da geçirdiğim için çok fazla fotoğraf çekmedim bu kez. Bodrum Kalesinden çektiğim fotoğraflarla yetindim. Bu fotoğrafları da sizlerle paylaşmak istedim. Daha fazla söze hacet yok.Bodrum, Bodrum...







Cuma, Temmuz 24, 2009

KAPADOKYA DÜŞLERİ









Bir şiirdir Kapadokya, görenler bilir. Sihirli bir ülkede yaşamak gibi. Öyle büyülü, öyle mistik bir havası vardır ki etkisini üzerinizden atamazsınız uzuuun yıllar. Benim doğup büyüdüğüm yer, her gidişimde de ayrı lezzetler aldığım bir diyar. Kısa bir kaçamaktı benimkisi. haftasonuna sığdırdığım küçücük bir zaman dilimi ama içeriği dopdolu. Büyülü bir masalın içinde gezinmek gibi.


Önce tepeden baktım kapadokyaya. Rüzgar yüzümü yalarken ne güzeldi dalıp gitmek masal ülkesine. Ne hayaller gördüm, ne diyaralar dolaştım bir bilseniz. Her anın tadını çıkardım. Abartı değil hepsi gerçek duygularımdı.








Sonra kalacağım pansiyona geldim.Peribacasının içinde uyumak tüm yorgunluğunuzu da alıp gidiyor. Serin bir odada yorgana sarılarak uyuyor, sabah da tüm yorgunluğunuzu atmış olarak uyanıyorsunuz. Şehrin üzerinize sinen yorgunluğunu ve karmaşasını burada atıyorsunuz, hem de bir gecede. Enerji depolayıp tekrar dönmek için şehrinize.
Akşam mangal keyfi ve keyifli sohbetler, sabah mis gibi havada kahvaltı keyfi.
Arkasından çok zevkli bir motor turu. (ATV). Kullabnması çok zevkliydi, peribacalarının içinde o büyülü atmosferi içime çeke çeke dolaşmak... Kızıl vadi, Aşk vadisi... İnanılmaz zevkli bir maceraydı.



Yanıma ceket bile almadan gittiğim için çok üşüdüm. Ama ortam o kadar güzeldi ki üşüdüğümü bile unuttum.Ya da görmezlikten geldim.
Pansiyondaki misafirler yabancıydı hep. İyi ki İngilizce biliyormuşum diye düşündüm tekrar. Onlar zaten sizin dil bilmeme ihtimalini bile düşünmüyorlar, gelip konuşmaya çalışıyorlar.







Bu resim de mangal keyfinden önce çekildi. Odamdan görünen manzara.