Perşembe, Temmuz 03, 2008

YE#35:ÇİKOLATA 3.BÖLÜM


Çikolata etkinliğimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Yurtdışına çıkıyoruz şimdi de.


Yaman Ayşe'ciğim çok güzel tariflerle katıldı etkinliğimize. Zaten mahareti konusunda şüphemiz yok. Çok güzel Çikolata ve Mini Cupcake görmek ve hemen denemek isterseniz sayfasını ziyaret edin bence. Birbirinden güzel çikolatalarla yüreğiniz de şenlensin.






Sevgili Dilek(Dilekçe), İsviçre'den mis gibi Vişneli,Cevizli Browni göndermiş bizlere. Yine vişne ile çikolatayı birarada görünce bir ah çektim içimden.





Sevgili Öznur (Bahar Çiçeği), Almanya'dan bu güzel Muzlu, Çikolatalı Pastayı göndermiş. Sevgisinide çok uzaklardan bize iletmiş bu şekilde.






Tekrar İstanbul'a dönelim artık. Burçak (Mutluluk Mutfakta Gizlidir), hepimizin de bayıldığı Truffle yapmış. Canım arkadaşım beni yalnız bırakmamış misafirim olmuş.











Sevgili Kübra da(Bizim Evin Aşçısı) Çilekli Kolay Pasta ile katılmış etkinliğimize. Çok hoş ve pratik bir tarif.







İstanbul'dan Sevgili Neslihan, Çilekli ve Krem Şantili Çikolatalar hazırlamış ve çok hoş da sunmuş. Uğramışken diğer tariflere bakın derim. Çok güzel bir blog çünkü.






Ankara'dan güzel arkadaşım Eda da (Bir Demet Fesleğen) bizler için Çikolatalı Lokum hazırlamış. Canım arkadaşım bu kadar yoğunlukta benim için bu lokumları hazırlaman çok hoş.


Çarşamba, Temmuz 02, 2008

YE#ÇİKOLATA 2. BÖLÜM

Çikolataları düşlere devam ediyoruz.



Pelin'in Pastanesine uğramadan geçmeyin derim. Sadece etkinlik tarifini değil tüm tariflere göz atın. Hepsi de birbirinden hoş. Demedi demeyin. Sevgili Pelin, Kocaeli'nden Çikolatalı Cupcake ile misafirimiz oluyor.








İstanbul' a geçip Emel'e (Lezzet Yolculuğu) konuk oluyoruz. Çok severim İstanbul'u:)) Sevgili Emel de bizlere şirin mi şirin, güzel mi güzel Çikolatalar hazırlamış. Ufaklıkların bayılacağı cinsten.







Şimdiki konuğumuz ise biraz uzaklardan Gaziantep'ten Seçil (Yeşil Kivi). Bir Browni Tart yapmış sadece ye ve keyfini çıkar. Bayıldım ben bu görüntüye.








Tekrar İstanbul'a gidiyor ve Sevgili Muhterem'in (Muhteremle Afiyetle) hazırladığı o güzel görünümlü Eritme Çikolatalı Muhallebinin tadına bakıyoruz. Bence denemeden geçmeyin.









İstanbul'a gelmişken Sevgili Süheyla'ya da (Diyalog Yemekleri) uğramak lazım. Ne de olsa nefis bir Çikolata Duvarlı Pasta yapmış. Görmemek büyük kayıp olur.



İstanbul'a gelmişken gitmek o kadar kolay mı? Sevgili Hatice (Semaver) bizlere çok güzel bir Çikolatalı, Vişneli, Bisküvili Pasta hazırlamış. Vişne ile çikolata da çok güzel uyum sağlamışa benziyor. Fotoğraf da güzel çekilince bize iç çekmek kalıyor. Olsa da yesek.

Bir molayı hakettim sanırım.

YE#35: ÇİKOLATA 1. BÖLÜM



Etkinliğimiz sona erdi ve sanırım tarifleri yayınlama zamanı geldi. Çikolata herkesin çok sevdiği ve cazibesine hayır diyemediği bir yiyecek. Ben de herkesin hoşuna gideceğini düşünerek seçtim bu konuyu. Ve herkesin denediği çikolatalı bir tarif vardır sanırım. Umarım bu güzel tariflerle gözünüzü ve gönlünüzü şenlendirebilirim. Katılan tüm arkadaşlara teşekkür etmek istiyorum. Hepsi de birbirinden güzel tariflerle sayfama renk kattınız.






Özgül harika bir kutu çikolata göndermiş bizlere İzmir'den. Çikolatalar Diyarı'nda dolaşmak isyerseniz bu sayfayı mutlaka ziyaret edin. Birbirinden güzel çikolataları görebileceksiniz çünkü.






Pınar'cığım(maksatmuhabbetolsun) beni yalnız bırakmamış o güzel muffinlerinden birini yapmış. Sıcaklığını Çikolatalı muffinlerine de bulaştırmış bence. Ankara'dan katıldığını biliyorsunuz artık.






Sevgili Ümran (Çapan Kızı) çoook uzaklardan Hollanda'dan etkinliğimize katılmış. İkramlık Çikolata tarifiyle ve o güzel sunumuyla içimizi ısıtıyor.








Semra (Cafe Gusto) Samsun'dan bu nefis Beyaz Çikolatalı Browni ile misafirimiz olmuş. Renklerin yarattığı tezat çok yakışmış .











Sevgili Selin (Selince) İzmit'ten misafirimiz olmuş. Çikolata kaplamalı yaş pasta ile ağzımızın sularını akıttı bile.










Sevgili Yeşim de bizlere bu rengarenk meyvelerle çikolatanın enfes tadını birleştirdiği hem damak tadımıza hem de gözümüze hitap eden Çikolata Fondü tarifini göndermiş.






Yeşil Bursa'dan Sevgili Çiğdem de bize Kozalak Çikolata yapmış. Eminim çocuklar bayılacak bu tarife.



Biraz aradan sonra 2. bölümde görüşmek üzere:))

Pazartesi, Haziran 30, 2008

BODRUM DÖNÜŞÜ VE ÇİKOLATA ETKİNLİĞİ

Maalesef tatilden döndüm yine hergün tatil olsa diye söylenerek. Tatile doyulmuyor çok uzun olsa bile. Gerçi o kadar uzun tatilleri hiç görmedim ya. Tabi dönüşte beni çikolata etkinliği bekliyordu ve gelen tarifleri düzenlemeye başladım ayağımın tozuyla. Tariflerini göndermek isteyenler için e mail adresini tekrar vermek istiyorum: sevdamavisiye35@gmail.com

Tatil izlenimlerini daha sonra paylaşacağım.

Cuma, Haziran 13, 2008

ANNELER GÜNÜ ETKİNLİĞİ VE TATİL ZAMANIIII

Hediye etkinlikleri olunca kendimi durduramıyorum. Bir de çok hoş bir insandan teklif gelince
hiç kaçırmıyorum. Selcen ve Evren elele bu güzel etkinliği düzenlediler. Yüreklerine sağlık. Bana Sevgili Şerife'den İzmir'den geldi hediye. Kızımı bile düşünmüş cicili bicili kalemler almış. Bizimkinin en sevdiği şey. Sanırım yakında kırtasiye dükkanı açacağız. Bayıldı kalemlerine bir de kalemtıraşı elinden alabilirsem iyi olacak. Kalem açmayı çok seviyor ama yakında açılacak kalem kalmayacak. Atatürk yapbozunu da tüm aile yapmaya çalıştık. Eşim ve kızım yarıda bırakınca ben tamamladım. Çok da zevkliydi. Çocukken yapbozum olmadı mı ne. Şerife'ciğim benim gibi kahve sever birini görünce bardak alttığı almış ve çok hoş bir kart göndermiş sıcacık yazısıyla. Albüme ise diyecek birşey kalmadı, çok doğal ve otantikti. Tekrar teşekkür etmek istiyorum Şerife'ciğim.



Bugün Bodrum'a doğru tatile çıkıyorum. İki hafta buralarda olamayacağım ve sizleri özleyeceğim. Artık denizim gelmişti zaten dayanamadık hemen yollara düşmeye karar verdik. Oradan çok güzel fotoğraflar ve anılarla dönmeyi umut ediyorum. Tabi bu arada hep aynı postu görmekten sıkılabilirsiniz. Artık dönünce telafi ederim.

Çikolata etkinliği için tariflerinizi e mail adresime göndermeyi unutmayın. Dönünce yayınlayacağım. Tatil dönüşü görüşmek üzere.

Perşembe, Haziran 12, 2008

CUPCAKE FESTİVALİ: PORTAKALLI BROWNİ CUPCAKE

Tatile çıkmadan işlerimi toparlamaya çalışıyorum birkaç gündür. Neden bu kadar yapılacak listesi biriktirmişim acaba. Ben de işini son güne bırakanlardan mı oldum yoksa diye endişelenmeden yapamıyorum. Yok canım o kadar da değil sadece tatilin bu kadar çabuk geleceğini hesaplayamadım sanırım. Bir de beklenmeyen şeyler çıkınca son günlere sıkıştırdım işleri. Ama sanmayın ki telaşlandım sadece bir planlama yaptım ve iki gün içinde halledip tatilime çıkacağım. Oh be kızgın kumlardan serin sulara atlamak istiyorum. Gitmeden katılacağım cupcake festivali için hazırladığım tarifimi de paylaşmak istedim. Biraz aceleye geldi ve şekli çok da istediğim gibi olmadı. Ama tadı nefis görüntüsünü daha hoş yapabilirsiniz bence. Tarif sevgili Hülya'dan.
Etkinliğin ev sahibesi de Hayatın Tatları.

PORTAKALLI BROWNİE CUPCAKE
Bu tariften 20 adet çıkıyor. Daha az isteyenler için aynı tarifin az malzeme ile yapılışı da Işıl'ın sayfasında.

MALZEMELER:
  • 5 yumurta,
  • 500 gr.şeker,
  • 2.5 çay bardağı süt,
  • 2.5 çay bardağı sıvıyağ,
  • 5 çay kaşığı silme kabartma tozu,
  • 3 tatlı kaşığı tepeleme portakal kabuğu rendesi,
  • 5 yemek kaşığı kakao,
  • 250gr un.

krema için:

  • 200 gram bitter kuvertür,
  • 200 gram krema.

Benmari usulü erittiğiniz çikolataya kremayı ekleyip kıvamı koyulaşana kadar çırpıyorsunuz ve biraz da buzdulabında bekletiyorsunuz. Cupcakelerinizin üzerini istediğiniz şekilde süslüyorsunuz. Krema sıkacağı ile yaparsanız çok hoş olur.

YAPILIŞI:

  1. Yumurtalar ve şeker,portakal kabuğu rendesi 3-4 dakika çırpılır.
  2. Süt,sıvıyağ eklenip çırpılır.
  3. Kabartma tozu, un, kakao ayrı bir kapta karıştırılır,elenerek yumurtalı karışıma eklenir.Tahta bir kaşıkla karıştırılır.Oldukça yumuşak ve akıcı kıvamlı bir hamur oluyor.
  4. Kalıpların 2/3 si doldurulur. Sakın fazla doldurmayın kenarlardan taşıp kötü bir görüntü yaratıyor.
  5. 175 derece ısıtılmış fırında 35-40 dk.pişirilir.

Salı, Haziran 10, 2008

ENGİNAR GEÇİDİ





Enginar her haliyle severim diyenler için iki tarifi de yayınlamak istedim. Daha çoook tarif deneyebileceğimiz ne olsa yakışır cinsinden bir sebze ve de önyargılı kişilerin de hiç denemeden asla yemem, sevmem diyebileceği değişik kimliklere sahip bir sebze. Pazarda alırken soyulmuşunu alsanıza şeklinde uyarılara aldırmayıp "ben kabuğu ile pişireceğim" dediğimde şaşkın bakışları görmeniz gerekirdi. Yaprakları ile yenilebileceğini aklına bile getiremediği için şaşıran insanlar. İki şekilde de nefis bir sebze yemeği.

ZEYTİNYAĞLI ENGİNAR

MALZEMELER:
  • 5 adet enginar,
  • 2 Havuç,
  • 1 patates,
  • İstediğiniz kadar bezelye,
  • 1 çay bardağı zeytinyağı,
  • 1 limon.

YAPILIŞI:

  1. Enginarları soyup limonlu suya atın. Yoksa kararır.
  2. Havuçları ve patatesleri soyup küp küp doğrayın.
  3. Bir tencereye zeytinyağını koyup havuç ve patatesi soteleyin.
  4. Enginarları da içlerini ters olarak ekleyip sıkılmış limon suyunu ekleyin.
  5. Eğer bezelyeleriniz konserve değise onu da ekleyin. Konserve ise çok fazla pişmesine gerek olmadığı için pişmeye yakın ekleyin.
  6. Üzerini kapatacak şekilde sıcak su ekleyip kısık ateşte pişirin. Az suda pişince daha lezzetli oluyor. Tuz eklemeyi de unutmayın.
  7. Pişince enginarları servis tabağına yerleştirip garnitürü de içine kaşıkla yerleştirin. Dereotu ile süsleyebilirsiniz.


ENGİNAR DOLMASI

Öncelikle enginarı nasıl hazırlayacağınızı anlatmak istiyorum. Dıştaki sert yaprakları koparıyoruz. Sonra da sert bir zemine alt kısmından vuruyoruz çiçek kısmı açılıyor. Ve elinizin yardımıyla da nazikçe göbeğine doğru ulaşıp buradaki tüylü kısmını kaşık yardımı ile çıkarıyoruz. Aslında zor gelirse çıkarmadan da pişirebilirsiniz ama yerken dikkatli olup ortasını çıkarmak gerekiyor. Tabanını düzleştirip limonlu suda bekletin.

İç malzemesi için,
kıyma,
pirinç,
kuru soğan,
tuz ve baharat kullandım.

İç malzemesini karıştırıp açılmış yaprakların arasına doldurdum. Tencereye dizip zeytinyağı, limon suyu ve sıcak su ekleyip kısık ateşte pişirdim. Yerken dış yapraklardan başlayıp dişinizle sıyırarak yiyorsunuz ve göbeğine ulaştıkça daha da nefis bir lezzetle buluşuyorsunuz.




Siz siz olun enginara önyargılı yaklaşmayın ve bolca tüketin derim. Hem sağlığınız açısından hem de lezzeti açısından bulunmaz bir sebze.

Salı, Haziran 03, 2008

KİTAP MİMİ

Burçak' cığım beni mimlemiş. Fırsat bulamadığım için biraz geç cevaplıyorum maalesef. Çocukluğumdan beri kitaplarla içiçe bir hayatım oldu. Ailemde kimse kitap okumuyordu ama ben okulda kütüphaneden çıkmazdım. Doğuştan gelen bir sevgiydi adeta benim için. Kitapçılarda vakit geçirmek özel bir tat benim için. Yalnız tüm kitapçıyı eve taşımak isteğimi durduramıyorum:)) Psikolojik konulara özel bir ilgi duyuyorum. Hayat, iletişim, insanı tanımaya yönelik konuları çok seviyorum. Dönem dönem kitap okuma tutkum tavana vuruyor, bazen daha stabil devam ediyor. Şu an kitap kurdu olduğum dönem. Sadece otobüste, metroda haftada 2-3 kitap okuyabiliyorum. Hem yolu kısaltıyor, hm sıkılmamı önlüyor , hem de hayata dair bilgiler edinmeme neden oluyor. Kitapla tanışmamış insanlara acıyorum desem abartı olmaz. Hayat kitaplardan öğrenilmez dediklerinde kitapları hiç tanımadıklarını görüp üzülüyorum. Hayatta öğrenecek o kadar çok şey var ki. Bir ömür yetmez ama mümkün olduğunca hayatımıda bu dostlarımıza yer ayırmalıyız. Çok gevezelik ettim, artık mimimizi cevaplayalım.




Son okuduğum üç kitaptan ilki Don Miguel Ruiz'in Dört Anlaşma kitabı. Şiddetle tavsiye edeceğim bir kitap. Hayatımızda yapacağımız dört anlaşma ile herşeyin ne kadar değişeceğini ve bu sayede huzuru bulacağımızı anlatıyor. Bana rehber oldueminim sizleri de derinden etkileyecek. Hatta o kadar beğendim ki Yeşim'ciğime de aldım aynısını. Diğer kitabımız Engin Geçtan'ın İnsan Olmak kitabı. Beni çok etkilemiş yazarlardan bir tanesi. Kütüphanemde kitaplarının çoğu okunmak için sırasını bekliyor. İnsana dair keşfedecek şeyler ayaranlar için ideal bir kitap. Ve Irvın Yalom'un Bugünü Yaşama Arzusu. Grup terapisi içinde insanların psikolojisini ve sorunların kaynağını açıklıkla ortaya koyan, insanı keşfetme ve anı yaşama konusunda rehber bir kitap. Irvin Yalom'un sırada bekleyen kitapları da var kitaplığımda.
Gelelim şu anda okuduklarıma. Nurdoğan Arkış'ın Gene Annen Geldi,Bütün Günüm Mahvoldu adlı kitabı iletişim hakkında püf noktalardan bahsediyor. Verdiği örneklerle de kalıcılık sağlıyor. İletişimdeki ufacık sorunların nelere malolduğunu görmenize neden oluyor. Bu kitabı şu an için bitirmiş bulunuyorum. Diğer okuduğum kitap Engin Geçtan'ın Varoluş ve Psikiyatrı. Varoluşun psikiyatrideki önemi ve bu konudaki tarihsel gelişim de yer alıyor. Varoluşçuluk ekolüne duyduğum ilgi nedediyle bu tarz kitapları sık sık okumaya çalışıyorum.



Sırada bekleyen ve ilk olarak okuyacağım kitaplar, Burçak'cığımın bana hediye ettiği Gümüş Yıldönümü (Maeve Binchy), Zamanın Daha Kısa Tarihi (Stephen Hawking) ve Psikanaliz ve Sonrası (Engin Geçtan).
Ben de Yeşim'ciğimi ve Betül'cüğümü sobeliyorum.

Cuma, Mayıs 30, 2008

ZEYTİNYAĞLI SULTANİ BEZELYE


Ankara'da sultani bezelye bulmak oldukça zordur. Pazarda görünce de balıklama üzerine atladım. Taze bir bezelye olunca yemeği de nefis oldu. Mevsimi geçti ama gecikmeli de olsa yayınlayayım dedim. Maalesef yaynlamadığım çok sayıda tarif birikmiş.

Tarife gelince,
Soğanı yemeklik doğrayıp zeytinyağında soteledim. Sonra bezelyeyi ayıklayıp hiç bölmeden ekleyip soteledim. Rendelenmiş domatesi de ekleyip 3-5 dakika soteledim. En son 1 kesmeşeker,tuz ve yeterince sıcak su ekleyip kısık ateşte pişirdim. Suyu çok olmasın azalırsa eklersiniz. Daha lezzetli oluyor.

Pazartesi, Mayıs 26, 2008

YE#35: ÇİKOLATA VE SEVDAMAVİSİ 2 YAŞINDA



23 Mayıs 2006'da başlamıştım bloğuma, ve tam dolu dolu iki yıl geçmiş. Herkes gibi ben de bilemezdim bu kadar güzel insanla tanışacağımı. Sadece yaptıklarımı paylaşmak ve güzel blogları ziyaret etmek için başlamıştım. Sonra gördüm ki çok güzel insanlar var burada. Yürekleri güzel, dostlukları güzel, sohbetleri güzel... İyi ki sizleri tanıdım. İyi ki varsınız. Biliyorum ki çok özelsiniz.






Etkinlik günüm de şans eseri bu aya geldi. Mayıs ayı çok özel olmuştur benim için. Bu ayda doğdum, bu ayda eşimle çıkmaya başladık, bu ayda nişanlandık, bu ayda bloğumu açtım ve etkinlik sıramda bu güzel mayıs ayına denk geldi. Sıcacık günlein başladığı şu günlerde yüreğimizi ısıtacak bir konu ile başlatmak istedim etkinliği. Sevmeyen yoktur sanırım çikolatayı. Biliyorum ki çikolata ile harika tariflerle misafirim olacaksınız. Umarım misafirperverliğimden hoşnut kalırsınız.




İki hafta sonra tatile gideceğim için ancak Haziran sonu tariflerinizi yayınlamaya başlayacağım. O nedenle 30 Hazirana kadar tariflerinizi gönderebilirsiniz. Blog adınızı ve adresini, tarifin linkini, il ve ülkenizi bu tarihe kadar sevdamavisiye35@gmail.com adresine yollayabilirsiniz. Etkinliğin kodunu da sayfanın sağ tarafındaki logonun altından alabilirsiniz.





Konumuzla ilgili gereken açıklamaları yaptıktan sonra Vikipen'den çikolata hakkında bulduğum açıklamaları da paylaşmak istiyorum.




Çikolata, dünyanın en sevilen yiyeceklerinden biridir ve tropik kakao ağacının çekirdek denen tohumlarından yapılır. Çikolataya istendiğinde fıstık, fındık ve süt de katılır. Çikolata besin değeri yüksek, bedeni geliştiren ve enerji veren bir yiyecektir.




Çikolatanın tarihi 19. yüzyılda başlar, fakat öyküsü daha eskidir. İspanyol kâşifler Kristof Kolomb ve Hernán Cortés, 16. yüzyılda Orta Amerika'ya yaptıkları geziden yanlarında bir içecekle dönerler. Bu, Mayalar ile Azteklerin öğütülmüş kakao çekirdeklerinin suyla karıştırılmasıyla elde ettikleri bir içecektir. Aztek dilinde "ekşi, acı içki" anlamına gelen "çikolatl" adındaki bu içeceği Aztekler, içine biber ve başka baharatlar katarak soğuk olarak içiyorlardı. İspanyollar ise aynı içkiyi şekerli olarak içmeye başladılar.
Yaklaşık olarak 100 yıl boyunca gizemini koruyan çikolata, Fransa'ya ve Avrupa'nın öteki ülkelerine ancak 17. yüzyılda yayılabildi. Bu yavaş yayılmanın sebebi ise o dönemlerde oldukça pahalı ve sadece elit kesim tarafından içilen bir içecek olmasıydı.
1700'lerde İngilizler süt katarak içeceğin tadını geliştirdiler.
Yumuşak, tatlı ve yenebilir çikolata yapma yöntemi ise 19. yüzyılın ortalarında bulundu. 1876'da İsviçreliler süt ve şekeri çikolatayla karıştırarak bugünkü sütlü çikolatayı yapmayı başardılar.




Latince adı “tanrıların besini” anlamında Theobromocacao olan kakao ağacından elde edilen kakao, Batı Afrika, Batı Hint Adaları ve Güney Amerika’da üretilir. Kakao ağaçları dört yaşından sonra meyve vermeye başlar. Boyu 4-10 metre olan ağaç yılda iki kez ürün verir. Gövdeye ya da ana dallara yakın yerlerde çıkan meyve, olgunlaştığında uzunluğu 35 cm kadardır. Bir meyvenin içinde yaklaşık 2,5 cm boyunda 20-40 tohum, yani kakao çekirdeği bulunur. Etli, olgun meyvelerin içinden çıkarılan çekirdekler birkaç gün mayalanmaya bırakılır. Daha sonra güneşte kurutulur ve böylece çekirdekler fabrikada işlenmeye hazır hale gelmiş olur. Fabrikada temizlenen kakao çekirdekleri kavrulur ve öğütülür. Elde edilen macun görünümündeki sıvı çikolata yapımında kullanılır. Ayrıca preslenerek kakao ve kakao yağı elde edilebilir.
Kavrulmuş kakao parçaları şekerle karıştırılır ve bir kapta ağır silindirlerle hamur haline getirilir. Bu hamur ince çikolata tabakalarına dönüştürülür ve ardından bu tabakalar kakao yağı katılarak yumuşatılır. Sonra dikdörtgen olukları bulunan bir makinenin içine koyulur. Oluklar içindeki silindirlerle çikolatayı yumuşak ve pütürsüz hale getirilir. Sonunda sıvıya dönüşen çikolata kalıplara dökülür ve soğutulur. Katılaşan çikolatayı çıkarmak için kalıp biraz ısıtılır. Sütlü çikolata, inek sütünden süttozu, vanilya ile başka tat ve koku vericiler eklenerek elde edilir. Değişik çikolatalar yaparken, çikolatanın yumuşak ve kolay işlenebilir olması için soya fasulyesinden elde edilen "lesitin" maddesi de eklenir.




Bitter Çikolata: Bileşiminde en az %18 kakao yağı ve en az % 14 yağsız kakao kuru maddesi olacak şekilde en az % 35 toplam kakao kuru maddesi içeren çikolatadır.
Sütlü çikolata: Bileşiminde en az % 2,5 yağsız kakao kuru maddesi olacak şekilde en az % 25 toplam kakao kuru maddesi içeren, ayrıca en az %14 süt kuru maddesi ve en az % 3.5 süt yağından oluşan, kakao yağı ve süt yağı toplam miktarı ise en az %25 olan çikolatadır
Beyaz çikolata: Bileşiminde en az %20 kakao yağı ve en az %14 süt kuru maddesi içeren ve en az %3,5’i süt yağı olan çikolatadır.
Dolgulu çikolata: Dış kısmı toplam ürün ağırlığının en az % 25’ini içeren, bitter çikolata, sütlü çikolata, bol sütlü çikolata ve beyaz çikolatalardan birinden oluşan dolgulu çikolatadır.
Pralin: Toplam ürün ağırlığının en az % 25 i bitter çikolata, sütlü çikolata, bol sütlü çikolata , beyaz çikolataların kombinasyonundan , karışımından veya herhangi birinden ya da dolgulu çikolatadan oluşan bir lokma büyüklüğündeki çikolatadır

Cuma, Mayıs 23, 2008

SÜSLÜ CUPCAKE



Evet, nihayet yaz geldi. Dört gözle beklediğim güneşe kavuşmak ne hoş. Ankara'da yaz ayrı bir eziyettir ama yaz demek tatil demek, deniz demek... Bu yıl tatile erken gitmeye karar verdik. Tüm yazı bekleyerek geçirmek istemedik. Ver elini Bodrum... Deniz beni çağırıyor. Havalar ısınınca içim de ısındı, neşem de yerinde. Umarım herkes canlıdır böyle.


Kızımın doğum gününde yaptığım tariflerinden hala yayınlamadıklarım olduğunu görünce artık küflenmesin diye gün yüzüne çıkardım. Paylaşmadığım tarifler küflenecek ve bozulacak diye bir endişe oluyor:)) Daha önce tarifini verdiğim mud cake'i çikolata kreması ile süsledim, üzerine de değişik şekillerde şekerler serpiştirdim.Ve altın sim serpiştirdim. Mud cake tarifine de buradan ulaşabilirsiniz. Kremaya gelince bitter kuvertür ile kremayı çırparak yaptım. Bildiğiniz klasik çikolata kreması.






Salı, Mayıs 20, 2008

KAHVE, KİTAP VE ÇİKOLATA KEYFİ ; ANKARA BULUŞMASI

Burçak'cığımın düzenlediği bir etkinlik daha yapıldı ve çok da güzel oldu. Ben de seve seve katıldım canım arkadaşımın etkiliğine. Bu kez bana hediyenin kimden geleceğine dair mesajlar geldi 6. hissimden. Ve tam da beklediğim gibi Burçak'tan çok hoş bu paketi aldım. O sevinci kelimelerle anlatamam sanırım. Öyle hoş bir duygu ki arada bir tekrarlamalıyız sanırım. Bir de benim için çok özel bir arkadaşımdan bu hediyeyi almak daha da güzel. Teşekkürler Burçak'cığım.
O mis kokulu kahveni her içişimde gülümsüyorum. Çikolatanı da Ada'dan uzak tutmaya çalışıyorum yoksa kalmayacak. Zaten allerji de gelişti haftasonu. Hepsi de biirbirinden güzel bu hediyeler için çok teşekkürler canım.



Bir de buluşmamız vardı haftasonu. Bazı aksilikler olsa da biz yılmadık ve buluştuk. Katılım öncekine göre daha az oldu ama çok yoğun bir döneme denk geldi maalesef. Havalar da soğuk olunca piknik yapamadık. Ama en kısa zamanda piknik için buluşacağız.

Herşeye rağmen çok eğlenceli bir buluşmaydı. Kimler katıldıya gelince;

Pınar, Hülya, Aslı, Begüm, Dilek, Özlem,Eda ve ben.

İyi ki varsınız, iyi ki sizleri tanımışım. Her buluşmamızda daha iyi tanışıyor ve çok güzel paylaşımlarımız oluyor.

Çarşamba, Mayıs 07, 2008

BRUNCH KEYFİ


Evet hala internetim yok ve ne kadar daha olmayacağı konusunda tahmin bile yapamıyorum. O nedenle de yazılarıma mola verdim istemeye istemeye. Ama aynı fotoğrafı görüp bıkmayın diye tarif olmasa da birşeyler yayınlamak istedim.
Aslında birkaç hafta önce havaların ısındığı bir haftasonu göl manzaralı bir brunch ayarladım. Sabahın o serin ve erken saatinde kızımı da alarak keyif yapmak istedim. Beklediğimden çok daha güzel ve kızım için de inanılmaz keyifli bir kahvaltı oldu. Evde bu kadar güzel kahvaltı yapmayan küçük hanım doymak bilmedi. Açık havadan olsa gerek. Ortalık çocuk kaynadığı için gürültülü fakat enerji dolu bir hafatasonu oldu. Belki de çoktandır böyle keyif yapmamıştım.
Hayatın koşuşturmacası arasında kendimizi ihmal ettiğimiz çok zaman oluyor. Ben de zaman zaman silkelenip kendim ve sevdiklerim için güzel şeyler yapmaya çalışıyorum. Maksat anın tadını çıkarmaksa harekete geçmek lazım.

Pazartesi, Nisan 28, 2008

2. ANKARA BULUŞMASI


Pazar günün çoğunluğa uymaması nedeni ile piknik tarihini cumartesiye aldık.

Maalesef bir süredir internetim olmadığı için buluşma tarihini de ancak bugün yayınlayabiliyorum. Sanırım bir süre de internet bağlanmayacak. Sayfalarınızı ziyaret edemememin sebebi de bu daha sonra telafi edeceğim.


Gelelim buluşmamıza, bu kez piknik olsun istedik. Kendi el emeği yiyeceklerimizi birbirimizle paylaşacağız. Eminim çok güzel sohbetler edilecek ve bu sohbetlere enfes tatlar eşlik edecek. Buluşmaıza katılmak isteyenler blog adresi ile birlikte sevdamavisietkinlik@gmail.com adresine bilgi verebilirler. Buluşacağımız yerle ilgili fikirlerinizi de bekliyorum. Güzel bir buluşma olmasını diliyorum.

Pazartesi, Nisan 14, 2008

YE#33: BANYOLU BÖREK

Bir yemek etkinliği daha gelip çattı. Çok güzel bir konu ile ev sahibemiz sevgili Özlem.
Çok pratik ve lezzetli bir tarifle katılmak istedim ben de.

MALZEMELER:
  • 3 adet yufka,
  • 2 yumurta,
  • 5 yemek kaşığı yoğurt,
  • 1 çay bardağı soda (buzdolabında bekletme süreniz varsa soda koymayabilirsiniz. benimki acele yapılan bir börek olduğu için kabarsın diye kattım.)
  • 1 çay bardağı zeytinyağı,
  • Yeterince beyaz peynir,
  • Maydanoz.



YAPILIŞI:
  1. Yumurta, sıvıyağ, yoğurt ve sodayı karıştırıyoruz.
  2. İlk yufkayı yayıp üzerine karışımımızdan sürüyoruz.
  3. İkinci yufkayı üzerine serip tekrar karışımdan sürüyoruz.
  4. Üçüncü yufkayı da üzerine serip karışımımızdan sürüyoruz.
  5. Üstüste serdiğimiz yufkaları sigara böreği yapacak şekilde dilimliyoruz. 12 parça idal oluyor.
  6. Kalın kenarına maydanozlu peynirimizden koyup sigara böreği şeklinde sarıyoruz.
  7. Bir süzgece koyup musluğun altında ıslatıyoruz. Çok fazla bekletmeden yağlı kağıt serilmiş tepsiye diziyoruz.
  8. Üzerine yumurta sarısı sürüp susam, çörekotu veya haşhaş tohumu serpiyoruz.
  9. 180 derece fırında yarım saat kadar kızarana kadar pişiriyoruz.

Pazartesi, Nisan 07, 2008

ZEYTİNLİ POĞAÇA



Yaşayamadığım bahardan bahsetmiştim önceki yazımdan. Kardeşim de Bodrum'daki baharı anlatınca gıcık oldum:)) Papatyalar, gelincikler ve benim istediğim bahar. Daha önce de bahsetmiştim Muğla'da yaşamak istediğimden. Önümdeki üç yıl içinde de eşimle karar verdik gitmeye. Karar vereli çok oldu da şartlar elvermedi ama emekliliği bekleyecek kadar sabırlı olamam sanırım. Ben gençliğimi orada yaşamak istiyorum geç kalmak istemiyorum. Hatta istifa etmem gerekse bile düşünüyorum. Hayatın içinde ve huzurlu yaşamak istiyorum.

Duygularımı, kendime güvenimi, doğrularımı sorgulamayan, hayat farklı bakmamın yadırganmadığı bir dünya istiyorum. Toprağa dokunduğum, çiçeklerin kokusunu içime çekebileceğim.


Yine duygulu zamanlarımdan biriyim. Bahardan mı oldu acaba:)) Bilinen bir şarkıyı "Ben her bahar romantik olurum" şeklinde değiştiriyorum.

Dört gözle bekliyorum güneşli günleri ki yeni bir buluşma ayarlayayım. O güzel sohbetlere doyamadım da. Yine kendimi durduramıyorum anlattıkça anlatıyorum. Tarife geçeyim artık.



MALZEMELER:


  • 1 su bardağı su,

  • 1 su bardağı süt,

  • 2/3 su bardağı zeytinyağı,

  • 4 su bardağı un,

  • 2 çay kaşığı tuz,

  • 1 yemek kaşığı toz şeker,
  • 2 çay kaşığı kuru maya.





YAPILIŞI:


  1. Tüm malzemeyi yoğurup mayalanmaya bırakıyorsunuz. Yaklaşık 1 saat mayalanıp iki katına yükselince istediğiniz büyüklükte toplar koparıp içine istediğiniz bir malzemeden koyup yuvarlıyorsunuz.Ekmek makinemin hamur yapma ayarında yaptım. Ben biberli zeytini dilimleyip koydum.

  2. Yğlı kağıt serilmiş tepsiye dizip yumurta sarısı sürüyorsunuz.

  3. Üzerine de haşhaş tohumu, susam veya çörek otu serpebilirsiniz. Ben yumurtanın içine kıyılmış taze biberiye koydum.

Çarşamba, Nisan 02, 2008

FINDIKLI BİSKOTTİ



Baharı yaşayamama kaygım çok baskın son zamanlarda. En sevdiğim mevsimi yaşayamadan, tadını çıkaramadan uçup gidecek ve ben o güzelliği beklerken nasıl bittiğini farkedemeyeceğim diye korkuyorum. Belki evrensel korkulardan farklı benim ki belki anlayan çok az olacak ama ne farkeder ki gerçekler bunlar. Hayatın, anın tadını çıkaramayanlar buna önem vermeyenler anlamayacak beni ama biliyorum ki baharı yüreğinde hissedenler çok iyi anlayacak duygularımı.
Ben, papatya tarlalarında dansetmek, gelincikleri izlemek, bir tomurcuğun açılışını hissetmek istiyorum. Hayatımda ayrı bir yeri oldu ilkbaharın, baharların. Sevincin, umudun mevsimiydi o. Doğayla birlikte yüreğimde tomurcuk açardı çünkü. Baharda aşık oldum hep, kalbimin sahibini bulana dek. Ona şiirler yazmak, resimler yapmak isterken diyarıma uğramadan kaçmaya çalışıyor. Oysa söyleyeceklerim var, havada asılı kalan cümlelerim var.

Yağmuru severim elbet, bereket getirir doğaya da yüreğime de. Işıkların yansıdığı akşamlarda yağmurda gezmeyi severim. Ankara sokakları yıkanınca güzelleşiyor ancak, arınıyor, berraklaşıyor. Islanmaktan zevk alarak arşınlıyorum parlak sokakları... Ama ben doğaya dokunmak istiyorum. Dalları çiçekle bezenmiş ağaçları koklamak istiyorum. Uzaktan bakmak beni kesmiyor. Yüreğimin özlemini gidermiyor. BAHARI YAŞAMAK İSTİYORUM...


Duygulandım birden bahara ait duygularımla giriş yapmak istedim. Tabi bahar deyince bir de şiir geldi aklıma. Daha ziyade hayata, gelişmeye değinen bir şiir.

ELBET ACI DUYAR

Elbet acı duyar tomurcuklar açarken
Neden gecikirdi yoksa bahar gelmekte?
Neden bizim ateşli özlemimiz dönüp gitsin acılarla?
Yaprakların içindeydi tomurcuklar bütün kış.
Nedir yeni olan, doğan ve fışkıran?
Elbet acı duyar tomurcuklar açarken,
Acı duyar büyürken her şey zorlanır.
Güçtür elbet damlaların düşüşü,
Korkudan titreyerek asıldıkları yerden,
Ne kadar sarılsalar da dallara büyüyerek, kayarak-
Kurtuluş yoktur, düşerler ağırlıklarıyla toprağa.
Güçtür bilinmezlik, güvensizlik ve korku,
Güçtür uçurumlarda çağırmak birini,
Tutunabilmek titreyerek,
güçtür kalabilmek
Düşebilmek. ....


Hiçbir şeyin yararı yoktur doğuşa
Sevinçle fışkırır tomurcuklar dallarda
Tüm korkular yok olur
Işıldar damlalar

Unuturlar doğuşun korkusunu
Unuturlar yolculuğun korkusunu
O büyük güvenceyi duyarlar anında
Dünyayı yaratan.
Karin Boye
Aslında sadece ilk mısrasını yazacaktım ama hızımı alamadım ve belki sonra neler olmuş diye merak edenler için devamını da yazdım. Ve sanırım çok konuştum:)) Uzun süredir vakit bulamadığım için kısa kısa yazıyordum yazılarımı ve tarifi yayınlıyordum hemen. Ama vücudumda cümleler birikmiş, paylaşmadan geçemezdim. O cümleler de taşardı.
Gelelim tarifimize ...Bu tarif için net bir kaynak gösteremeyeceğim çünkü birkaç tarifi birleştirip kendi damak tadıma göre uyarladım. Bir de hamurun gidişatına göre.


MALZEMELER:
  • 3 yumurta,
  • 2,5 su bardağı un,
  • 120 gram toz şeker,
  • 1 kabartma tozu,
  • 120 gram ufalanmış fındık,
  • 1 tatlı kaşığı vanilya şurubu,
  • 60 gram tereyağı.

YAPILIŞI:

  1. Fırını önceden 180 dereceye getirin.
  2. Un, kabartma tozu, toz şeker ve fındıkları bir kapta karıştırın.
  3. Diğer tarafta yumurtaları çırpın ve vanilya şurubunu ekleyin.
  4. Bu karışımı una ekleyin. Tereyağı da ekleyip karıştırın.
  5. Hamur kendini toparlayana kadar yoğurun.
  6. Hamuru ekmek şekline getirip fırında 30 dakika pişirin.
  7. Soğuttuktan sonra ince ince dilimleyin.
  8. Fırını 170 dereceye düşürüp tekrar fırında 15 dakika daha pişirin.