Salı, Temmuz 31, 2007

DAMALI PASTA





Artık davet yemeklerimin tarifine geçmemin zamanı geldi sanırım. Daha önce vermeyi planladığım fakat kızımın 10 gündür süren ve daha da sürecek gibi görünen rahatsızlığından dolayı ertelediğim tariflerime damalı pasta ile başlamak istedim. Maalesef suların azalması ve kirlenmesi ne kadar dikkat etsek de hasta ediyor, sanırım çok daha sıkıntı çekeceğiz bu konuda. Suların aktığı bu son günde neler yapsam diye planlamaktan kendimi alamıyorum. Ne de olsa uzun bir süre musluktan akışını göremeyeceğiz. Gördüğümüzde de bkullanamayacağımız kadar kirli olacak maalesef. Umarım suyumuza kısa sürede kavuşuruz deyip tarife geçiyorum.


Hamur için:

  • 2,5 su bardağı un,

  • 1 paket vanilya,

  • 1 paket kabartma tozu,

  • 2 su bardağı toz şeker,

  • 3 yumurta,

  • 1 çay bardağı sıvıyağ,

  • 1 su bardağı süt,

  • 2 çorba kaşığı kakao,

  • 50 gram ince çekilmiş ceviz içi.

    İç malzeme için:



  • 600 gram labne peyniri,
  • 1 su bardağı pudra şekeri,
  • 1 paket vanilya,
  • 1 su bardağı krema,
  • 1 kahve fincanı süzme yoğurt,
  • 1 paket bitter çikolata,

  • 1 çorba kaşığı kakao,

  • 1 paket kıvam artırıcı.

    Üzeri için:
  • 160 gram bitter çikolata,
  • 15 gram tereyağı.



YAPILIŞI:





  1. Kek tabanı için şeker ve yumurtaları çukur bir kapta mikserle köpük köpük olana kadar çırpın.

  2. Yağ, süt ve kakaoyu ekleyip 5-6 dakika daha çırpın.
  3. Karışımın bir bardağını ayırın.
  4. Un, vanilya kabartma tozunu karışıma ekleyip düzgün bir kıvam elde edinceye kadar çırpın.
  5. Ceviz içini de ekleyip karıştırın.

  6. Hamuru çapı 22-25 cm. kelepçeli bir kalıba döküp önceden ısıtılmış 180 derecede 20 dakika pişirin.

  7. Fırından alıp 10 dakika bekledikten sonra önceden ayırdığınız sosu üzerine gezdirerek dökün.

  8. Pastayı soğumaya bırakın.

  9. İkinci katı için bitter çikolatayı benmari usulü eritin.
  10. Krem peynir, krema, pudra şekeri, vanilya ve süzme yoğurdu bir kapta mikserle krema kıvamına gelene kadar karıştırın.

  11. Karışımın üçte birini bir kaba ayırıp eritilmiş bitter çikolata ve kakaoyu ekleyip karıştırın.
  12. Çikolatalı karışımı sıkma torbasına aktarıp buzdolabında yarım saat bekletin.
  13. Kek soğuyunca üzerine beyaz karışımı ve çikolatalı karışımı sıkma torbası yardımıyla şekil vererek yayın. Buzdolabında 6 saat bekletin.

  14. Pastanın üzerini süslemek için çikolata ve tereyağını benmari usulü eritin. Ilınınca pastanın üzerine gezdirin. Pastayı buzdolabında yarım saat daha bekletin.

Cuma, Temmuz 20, 2007

DAVET YEMEKLERİM

Ve yeni evim de yeni davetlerime başladım. Arkadaşları evimde ağarlamayı çok özlemişim. Yeni lezzetler denemeyi de. Daha taşınır taşınmaz arkadaşlarımı çağırdım mutfaktan çıkamadım bile. Ama kızım yokken herşey çok zevkli ve kolaydı şimdi mutfak o kadar zevkli gelmedi. Çünkü sürekli tepeme dikilip ilgi isteyip durdu. Sanırım çocuk olunca yemek yapmak da mümkün olmuyor. Dayanamayıp eşimle parka gönderdim kızımı yoksa asla bitmeyecekti hazırlığım. Hafta sonu boyunca üç grup misafir ağırladım. Neyse ki herkese yetecek kadar hazırlık yapmışım. Sadece bir iki ekleme yaparak hallettim. Biraz zevkten öte koşuşturma gibi oldu ama yeme kısmında zevkini çıkardım neyseki. Tariflerini de ileriki günlerde teker teker yazacağım.





DAMALI PASTA







DİLİM BÖREK





MAHLEPLİ POĞAÇA













OTLU PEYNİR TOPLARI







SUCUKLU BÖREK
MANTARLI ENDİVYEN SALATASI





SEMİZOTU SALATASI






LAVANTALI KURABİYELER






MISIRLI PİRİNÇ TOPLARI


Pazartesi, Temmuz 16, 2007

YE#24: LİMONLU CHEESECAKE

Öyle bir koşuşturmaca içinde geçirdim ki iki haftayı etkinlik tarifimi araya nasıl sıkıştırabildim anlayamadım:)) Bir gün gecikmeli de olsa yayınlayabildim. Sevgili Limonçiçeği etkinliğimizin ev sahibesi idi bu ay.

Yoğunluğumun sebebine gelince yeni evime taşındım ve kızıma kreş aradım ve bitkinim. Kreş bulmanın bu kadar zor olabileceğini bilmiyordum. Geçici de olsa bir yer buldum umarım daha güzel bir kreş ayarlayabilirim. O nedenle de e maillerinize gereken hızda cevap verememiş olabilirim. Artık iş yerimden idare etmye çalışacağım eve internet bağlanana kadar.
Tek kişilik odadaki hayatıma bu kadar alışacağımı hayal edemezdim. Kocaman bir ev tutmama rağmen yadırgama dönemindeyim. Zaten yeni oluşumlara ve yerlere alışmaktaki zorluklar çekmem bezdiriyor bazen beni. Sanırım en sevmediğim yönüm de bu.


MALZEMELER
  • 200 gram petibör bisküvi,
  • 3,5 çorba kaşığı eritilmiş margarin veya tereyağı,
  • 2 su bardağı süzme yoğurt,
  • 1 kutu krema,
  • 1 kutu labne peyniri,
  • 1 su bardağı toz şeker,
  • 6 adet yumurta,
  • 2 çorba kaşığı mısır nişastası,
  • 2 çorba kaşığı limon suyu,
  • 1 adet limonun rendelenmiş kabuğu,
  • 2 paket vanilya.

    Sos için:
    · 250 gram bitter çikolata,
    · 1 paket vanilya,
    · 2 çorba kaşığı su.

    YAPILIŞI:

    1. Bisküvileri mutfak robotunda toz haline gelinceye kadar çekip eritilmiş margarin ile karıştırın. Karışımı kalıba kaşıkla bastırarak yayın.
    2. Kalan malzemeleri mikserle çırpıp bisküvili karışımın üzerine dökün.
    3. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında üzeri kızarana dek yaklaşık 35 dak pişirin.
    4. Fırından alıp kalıptan çıkarmadan en az 3 saat buzdolabında bekletin.
    5. Sosu hazırlamak için çikolatayı benmari usulü eritin. Eridikten sonra vanilya ve suyu ekleyip hızlı şekilde karıştırın.
    6. Buzdolabından çıkardığınız keki dilimleyip üzerine sosunu dökerek servis yapın.

Pazartesi, Temmuz 02, 2007

GÖNÜL DOSTLARI KURALARI BELLİ OLDU

Arkadaşlar etkinlik başvurularımız sonuçlandı ve kuralar çekildi. 3 kişi hariç bilgileri e mail adreslerinize gönderdim. Adres sorunu olduğu için bildiremediğim arkadaşlara da en kısa zamanda bilgileri ulaştıracağım. Güzel bir etkinlik olmasını diliyorum. Çok yoğun bir dönem geçirdiğim için bir yanlışlık ya da eksiklik yapmış olabilirim. Bir sorun olursa haberlerinizi bekliyorum.

Pazartesi, Haziran 25, 2007

GÖNÜL DOSTLARINA SON 5 GÜN KALA

Arkadaşlar Gönül Dostları etkinliğimize başvurular 5 gün sonra bitiyor. Katılmak isteyenlere hatırlatmak istedim. Katılmak isteyenler 5 gün içerisinde (30 Hazirana kadar) e maillerini gönderebilirlerse sevinirim. Çekilişi yapıp herkese e mail ile bildireceğim. Bilgisi olmayıp merak edenler tıklayınız.

Çok güzel bir etkinlik olmasını diliyorum...



Cuma, Haziran 22, 2007

İKİ MUTLULUK BİRARADA


Hayatımda öyle güzedl gelişmeler oluyor ki sizlerle paylaşmadan geçemedim. Çünkü benimle birlikte sizler de üzüldünüz. Dualarınızı, iyi dileklerinizi esirgemediniz. Bunların yardımıyla ve sabretmenin mukafatı olsa gerek sıkıntılarım çözülmeye başladı. İnsan hayatında sıkıntı ve hüzünler tabi ki tamamıyla yok olmaz ama geçtiği zaman da rahatlama yaşıyoruz.

Pazartesi günü işe gittiğimde yarın buradan ayrılışını yapabilirsin dediklerinde kulaklarıma inanamadım. Aylardır bekliyordum ama bırakmak istemiyorlardı. Şu anda yeni iş yerimden yazıyorum bu yazımı. Artık düzenli bir iş hayatım olacağı için ve belki de daha az iş stresi nedeni ile mutluyum. Tabi ki en önemlisi kızım adına çok rahatladım.

İkinci sevincim iki yıldır eşimle ayrı illerde yaşamanın sıkıntısı vardı. Bugün iş yeriyle ilişiğini kesip geliyor. Artık aynı ilde çalışacağız. Nihayet özlemimiz bitiyor ve kızım da babasına kavuşuyor. O kadar özlüyordu k.

Dualarınız ve güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim arkadaşlarım. Bu zaman zarfında en çok yanımda olan sizlerdiniz. Sevgilerimi yolluyorum.

Resim ne alaka derseniz yazımı süslemek istedim böyle güzel bir görüntüyle.

Cuma, Haziran 15, 2007

MEKSİKA FASULYELİ VE DİL PEYNİRLİ MAKARNA SALATASI



Yazın geldiği şu günlerde bol bol salata yapıyorum sanırım yaza daha çok yakışan yok. Hafif ve sağlıklı. Ben de çeşit çeşit salatalar yapmak istiyorum. Elimdeki malzemeleri biraraya getirip salata yapıyorum. Başkaları daha önce denemiş mi bilmem ama damak tadıma hitap eden malzemelerden uydurup yapıyorum. Bu salatayı da kendi damak tadıma göre yaptım. Malzemeleri istediğiniz kadar koyabilirsiniz ama ben yine de kendi miktarlarımı yazmak istedim yol göstermek için. Çok hafif ve lezzetli oldu.



MALZEMELER:
  • 1/2 paket istiridye makarna,
  • Küçük bir paket dil peyniri,
  • 1 su bardağı haşlanmış meksika fasulyesi (Ben kurusundan haşladım ama isterseniz hazır haşlanmışlarından da kullanabilkirsiniz),
  • 1 su bardağı haşlanmış mısır,
  • 3 yemek kaşığı yoğurt ,
  • 1 yemek kaşığı mayonez,
  • bir tutam taze nane,
  • Bir tutam taze dereotu,
  • Tuz,
  • Karabiber.

YAPILIŞI:

  1. Makarnaları tuzlu suda haşlayıp, süzün.
  2. Büyük bir karıştırma kabına alıp mısır, haşlanmış meksika fasulyesi, tuz ve karabiber ekleyip iyice karıştırın.
  3. Servis tabağına alıp üzerine dilimlenmiş dil peynirlerinden koyun.
  4. Başka bir kapta yoğurt, mayonez ve ince doğranmış dereotunu iyice karıştırın. Koyu olmuşsa biraz da su ilave edin.
  5. Bu sosu salatanın üzerine gezdirin.
  6. Nane ile süsleyin.

Pazartesi, Haziran 04, 2007

BEYPAZARI FESTİVALİ


Beypazarı festivalini duymuşsunuzdur. Ankara sosyal anlamda zayıf bir şehir olunca bu tarz festivalleri kaçırmıyorum. İki yıl önce gitmiştim ve çok beğenmiştim. Evler, yemekler, insanlar çok güzeldi. Acemilik vardı esnafta, kalabalık ziyaretçileri ağırlayamayacak kadar amatörlerdi fakat sıcaklardı. Zor da olsa yemeklerin tadına bakabilmiştik ve birbirinden güzel ev işi yiyeceklerden satın almıştık. Tadı damağımda kalan bu ilçeye yine koşturarak gittim, benim içinse tam bir hayal kırıklığıydı. İki yılda değişen birşeyler olmuştu ama bu profesyonellik anlamında değil daha çok olumsuz anlamdaydı. Belki kendini koruyanlar vardı ama azlığından olsa gerek dikkatimi çekmedi. Evet hala kalabalık bir ziyaretçi potansiyeli vardı fakat bu kadar ziyaretçiyi konuk edecek profesyonellik kazanılmamıştı, sadece para kazanmanın verdiği bir doymuşluk vardı. Nerdeyse konuklarını kovacak kadar. Maalesef inanmam zordu ama davranışlar beni şok etti.















Yarımca: Beypazarı'nda yapılan kıyma, soğan ve peynir karışımdan oluşan bir gözleme. Yan masadaki gençlerin yarımca yedikten sonraki muhabbetlerine istemeden şahit oldum. "hiç doymadım hatta midemde yer bile tutmadı" dediklerinde gençler iştahlı olur diye içimden geçirdim. Ama kesinlikle midemde varlığını hissedemedim, çok acıktığımdan sanırım. Neyse ki sarma ve baklava yiyeceğimden dolayı teselli oldum:)) Ama maalesef onların resmini çekmeyi unutmuşum. Çok zor yer bulup siparişin gelmesi için de bir saat kadar bekleyince fotoğraf çekmeyi unutup hemen yedim. Sarma burada çok lezzetlidir, mutlaka yemelisiniz. Kızım da çok severek yedi. Baklava da 80 kat yufkadan oluşuyor.






Havuç suyu, erişteler, çeşit çeşit baharatlar, tarhanalar tezgahları süslemiş. Beypazaarı güveciyle de çok ünlüdür ve her yerde güveç satan dükkanlar var. Güvecin tadını mutlaka beğenirsiniz. Festivalde yeme şansım olmadı çünkü yer yoktu ve çoook kalabalık bir grup olmayınca almak istemedikleri için geri çevrildik. Başka zaman deyip yoluma devam ettim.












En güzelleri bu takılardı. Hepsi de birbirinden farklı ve güzel cam üzerine yapılmış takılardı. Daha önce görmediğim için çok ilginç geldi.Birkaç tane de aldım.
Çok yorcu ve maalesef eğlenceden yoksun bir festivaldi benim için ama yine de farklı görüntüler ve çiçekler içimi ısıttı. Herşeye rağmen tadını çıkarmaya çalıştım. Bir daha gider miyim, pek sanmıyorum ama kimbilir. Düzelme olursa neden olmasın. Sanırım ben insanların maddi kaygıları geri plana ittikleri ve üerttiği ürünleri samimiyetle insanlara sunan, sıcak insanları görmek istedim. Belki ileride...

Salı, Mayıs 29, 2007

BİR OYUN: "GÖNÜL DOSTLARI"

Arkadaşlar yeni bir oyun oynayalım dedim. Biz tak takıştır ekibi olarak sevgili Doğa'nın önderliğiyle bir oyuna başlamıştık. Bu oyunu ben de yemek bloglarına uyarladım çok da hoşuma gitti. Sadece yemek bloglarıyla da sınırlı değil elbette. Kim isterse kapımız ardına kadar açık, herkes katılabilir. İsmini de Gönül Dostları koydum. Umarım katılırsınız ve çok güzel anlar yaşarız.

Nasıl oynanacağına gelince: Oyuna katılmak isteyenler bana e mail (psevda@yahoo.com) ile ad, soyad , blog adresi ve hediyenin gelmesini istediğiniz adresinizi yazacaksınız. Ben de çekeceğim kura sonucu kimin kime hediye göndereceğinizi bildireceğim.Yılbaşında yapılan çekilişler gibi tıpkı. Ama hiç kimse hediyenin kimden geleceğini bilmeyecek. Ben sizin e mail adreslerinize kime hediye göndereceğinizi ve adresini bildireceğim. Bu adrese hediyenizi göndereceksiniz hediyeyi. Yani herkes bir kişiye hediye göndermiş bir kişiden de hediye almış olacak. Sadece kimden geleceğini bilmeyeceksiniz, sürpriz olacak. Bu konuda sorular vardı açıklık getirmek istedim. Son gün de herkes bloğunda hediyesini yayınlayacak.. .


Hediyeler ne olacak diyorsanız. Çok farklı şehir ve ülkelerde yaşadığımız için özellikle o yöreye has hediyeler olabilir. Bunun çok hoş olacağını düşünüyorum. Veya kendi yaptığınız bir el emeğinizi hediye edebilirsiniz. Ya da pasta ve yemek yapmakta kullanılan hoş hediyeler alabilirsiniz. Veyahut istediğiniz herhengi bir hediye alabilirsiniz. Alternatifleri genişletebiliriz. Küçük fakat anlamlı hediyeler aramızdaki dostlukları pekiştirir diye düşünüyorum. Ayrıca logoyu da sitenize koyarsanız daha fazla kişinin haberi olabilir.Katılımlarınızı bekliyorum...

Kodu yan taraftaki bannerın altına ekledim. Oradan yapıştırabilirsiniz.

Son katılma tarihi: 30 Haziran 2007
Hediyeyi gönderme tarihi: 15 Ağustos 2007 (Bu tarihe kadar ulaşmış olursa sevinirim)
Hediyeyi blogda yayınlama tarihi: 1 Eylül 2007

Cumartesi, Mayıs 26, 2007

SILCAN VE SARMAŞIK KAVURMASI



Ne zamandır eşimden Muğla'dan gelirken sarmaşık getirmesini istiyordum. Bu ziyaretinde hem sarmaşık hem de sılcan otu getirmiş. Tabi benim de mutluluğuma diyecek yok. Hemen kolları sıvayıp yemeği hazırladım. Dumanı üzerindeyken de fotoğrafını çektim. Sıcak sıcak ikram edeyim diye..

Öncelikle otları temizleyip haşladım. Yalnız çok haşlamayın hafif diri olacak. Sonra doğrayıp zeytinyağda kavurdum ve üzerine yumurta kırdım. Soğan da koyabilirsiniz. Tabi karabiber, pulbiber ve tuz eklemeyi unutmayın.



SILCAN



SARMAŞIK

Salı, Mayıs 22, 2007

SEVDAMAVİSİ 1 YAŞINDA



Tam bir yıl önce başladı blog maceram ve şimdi iyi ki başlamışım diyorum. Çok güzel bir yıl geçirdim, en zor anlarımda bile bana enerji veren bir uğraş. çok güzel dostlarım oldu, çok güzel paylaşımlarım oldu ve devam da edecek. Tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.



23 Mayıs benim hayatımdaki çok önemli başlangıçların tarihidir. O nedenle de çok ayrı bir yeri var. Tamamen tesadüfi olarak blog dünyasına da bu tarihte adım atmışım. Bunu farkedince biraz da şaşırdım doğrusu. Eşimle çıkmaya başladığım tarih öncelikle. Dün gibi hatırlıyorum. O tarihte Hacettepe üniversitesinde öğrenciydim ve bahar şenlikler vardı. Ben de aradaşlarımla Yaşar'ı dinlemeye gitmiştim. Bir taraftan gök delinmiş gibi yağan yağmur ve Yaşar'ın romantik şarkıları.... Islanmak harika bir duyguydu. Ve eşimden gelen (tabi o zaman eşim değil) bir mesaj ve buluşmek için randevular.. Konserin sonunu bekleyemeden ayrılmıştım... Bir sene sonra aynı tarihte ise nişanlanmıştık. 4-5 sene çıkmayı palanlarken bir yıl sonra nişan yapmıştık hem de 23 Mayısta. Umarım daha uzun yıllar aranızda olur hem tarifleri hem duygularımızı paylaşırız.

Perşembe, Mayıs 17, 2007

YE#22: KALPLİ KURABİYE VE KELEBEK KURABİYE


Ve geldik bir etkinliğin daha sonuna. Bu ayki ev sahibemiz sevgili Hülya idi. Büyük bir koşturmaca ile geçen bir ayın sonunda kurabiyelerim görücüye çıkmaya hazır. Gerçekten çok büyük bir mücadele ile geçirdim zamanımı:)) Nedense Ankara'da birşeyler aramakla geçiyor zamanım. Bu kez de kurabiye kalıbı arayıp durdum, daha dün bulabildim. İnanması zor ama doğru. Acaba ben mi bilmiyorum yerlerini diye düşünmekten de kendimi alamıyorum:))

Bu tarifi yabancı bir yemek sitesinden alıp kendimize uyarladım ölçülerini. Sevgililer günü için yapılıyormuş. Görüntüsü çok hoşuma gittiği için bu tarifle katılmak istedim etkinliğe. Orjinal
ölçüleri de parantez içinde yazdım.





MALZEMELER:
  • 200 gram tereyağı ya da margarin (3/4 cups),
  • 1/2 su bardağı toz şeker (1/2 cup),
  • 1 yumurta (Bunun ölçüsü uluslararası zaten:))
  • 1 çay kaşığı limon kabuğu rendesi( 1/2 teaspoon),
  • 1 çay kaşığı vanilya (1/4 teaspoon),
  • 1,5 su bardağı dövülmüş fıstık ya da fındık (1 +1/2 cup),
  • 1 paket kabartma tozu (1/2 teaspoon),
  • 1 çay kaşığı tarçın (1/2 teaspoon),
  • Aldığı kadar un (2+1/4 cup),
  • Çilek, böğürtlen ya da ahududu reçeli veya evde hazırlayacağınız jöle.

YAPILIŞI:

  1. Oda ısısındaki yağ mikser ile iyice çırpın.
  2. Şekeri de ekleyip krema kıvamına gelene kadar çırpın.
  3. Yumurta, limon kabuğu rendesi, vanilya da ekleyip çırpın.
  4. Diğer malzemeleri de ekleyip güzelce yoğurun.
  5. Yağlı kağıt ya da streçle sarıp dondurucuda 5-10 dakika bekletin.
  6. Bezelere ayırıp merdane ile açın.
  7. Kalp şeklindeki kurabiye kalıbı ile önce büyükle iki tane kurabiye çıkarın. Küçük kalple ise bunlardan birinin ortasını çıkarın. Küçükleri de kurabiye yapabilirsiniz.
  8. Hamur bitene kadar yapın.
  9. Tepsiye dizilmiş kurabiyeleri önceden ısıtılmış 180 derece fırında 15-20 dakika ya da altın rengini alana kadar pişirin.
  10. Soğuyunca ortası kapalı olan kurabiyenin üzerine marmelat ya da jöleyi sürün açık olan kalbi üzerine yerleştirin. Sonra ortasını jöle ile doldurun.
  11. Üzerine pudra şekeri eleyip servis yapın.

Aynı hamuru kullanarak değişik kurabiye kalıpları ile bu kelebek ve yıldızları elde ettim. Üzerine pudra şekeri serpince de karlı bir havayı andırdı. Üşütmesi gerekirdi belki ama kara duyduğumuz özlemden midir bilmem çok hoş duygular uayndırdı bende.

Çarşamba, Mayıs 16, 2007

DOĞUM GÜNÜMDEN GÖRÜNTÜLER



Arkadaşım Züleyha aradı önce iş çıkışı buluşup konuşalım diye. İlk etapta anlamadım ama sonrasında şüphelenmeye başladım. SonraElçin ağzından kaçırdı bugün görüşüyoruz değil mi diye. Hıı herkes biraraya geeleceğine göre bir doğum günü organizasyonu olsa gerek. Sonra da diğer arkadaşlarım geldi işten çıkıp apar topar. Belki dar anlara sıkıştırdık ama ne güzeldir o anlar. Simit ve çaydan oluşan bir sofraydı belki yine de dünyanın en güzel sofrasıydı. Simitin tadı bile bambaşkaydı. Sıcacık çaylarımızı yudumlarken sohbet daha bir keyifliydi sanki. Uzun zamandır zamansızlıktan görüşememenin verdiği açlıkla arka arkaya sığdırdık sorularımızı, planlarımızı. Çok özlemişim arkadaşlarımla biraraya gelmeyi...


Sizler de doğum günümde beni yalnız bırakmayıp mesajlarla kutladınız. Tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Böyle özel günlerde güzel dilekler almak harika. Bir kere daha iyi ki ben de bu aileye dahil olmuşum ve bu siteyi açmışım diye mutlu oldum.




Cumartesi, Mayıs 12, 2007

İYİ Kİ DOĞDUM BEEEEEN:))



Evet bugün benim doğum günüm, bir yılı daha geride bırakmanın sevinci içerisindeyim:)) Niye sevineceksem, yaşlanıyorum diye herhalde. Eeee zaman her halukarda geçesekse güzel geçirmek lazım. Umarım yeni yaşımal birlikte şans kapımı çalar ve işlerim yolunda gider. Ve ilk hediyemi de kendim veriyorum.
Ççiçekten daha güzel hediye olur mu....


Pazar, Mayıs 06, 2007

MOZAİK PASTA


Yemek yapmaya başladım tekrar nihayet. Basit tariflerden başladım yalnız. Ara verdiğim için birdenbire zor tariflerle uğraşmayayım dedim. Yavaş yavaş alışmak lazım:)))

MALZEMELER:



  • 500 gram petibör bisküvi,

  • 3 yemek kaşığı toz şeker,

  • 1 su bardağı süt,

  • 1 paket kakao (25 gram),

  • 1 paket vanilya,

  • 100 gram tereyağı.

YAPILIŞI:



  1. Şekeri sütle karıştırıp kısık ateşte eritin.

  2. Tereyağını da ekleyip eritin ve karışımı ateşten alın.

  3. Bisküvileri kırın ve erittiğiniz karışımı bunun üzerine dökün,

  4. Kakao ve vanilyayı da ekleyip iyice karıştırın. Hatta güzelce yoğurun. Kıvamına göre bisküvi de ekleyebilirsiniz.

  5. Streçe koyup yuvarlayın.

  6. Şekil verdikten sonra derin dondurucu ya da buzdolabının alt bölümünde 1-2 saat bekletin. Dondurucuda 1 saatte istediğim kıvama geldi.

  7. Dilimleyip hindistancevizi serpin. Maalesef evde kalmadığı için tarçın serptim.

Perşembe, Mayıs 03, 2007

BAHARI KARŞILAMA



Dün kendimi güzel bir yerlere atmak istedim. Baharın ettikleri sanırım. Evde oturmak istemiyor insan, kendini kırlara atmak istiyor. Kırlara gidemedim ama güzel bir yere gittim. Bahçesinde ağaçlar ve çiçekler olan bir yer. Ümitköy'de bir arkadaşımı ziyarete gittim. Tabi ki kızım da bana eşlik etti. Zaten yapışık ikizler gibi her yere birlikte gidiyoruz. Bu fotoğrafları da yürürken karşıma çıkan bu renk cümbüşüne kayıtsız kalamadığım için çektim. Bu günlerde doğaya bir farklı bakıyorum. Gerçi doğaya hayranlığım ve bağlılığım yadsınamayacak kadar çok.




Ümitköy'de çok eğlendik. Arkadaşla içilen kahveler, sohbetler, kurabiyeler... Kızımın evi kurcalamaları, Almila'nın ağlamaları... Akşam olduğunu bile farkedememişim.


Kızımla fuara gidip rengarenk takı ve resimleri seyrediyoruz. Sonra içli köfte molası veriyoruz. Kızım da simitle idare ediyor. Ayranlarımızı içiyoruz ve biz bunu her fuarda yapıyoruz.


Sonra hayvanat bahçesi, park, alışveriş... İkimiz de evde durmak istemediğimiz için kendimizi yollara atıyoruz. Baharla birlikte daha da bir gezme derdine düştük. Onunla birşeyler yapmak çok güzel. Sadece birkaç gün önce kızımı evde bırakıp arkadaşımla görüşmeye gittim. Öyle özlemişim ki arkadaş sohbetlerini. Çılgınlar gibi sohbet ettik. Hacı Arif Bey'e gidip lezzetli bir yemek yedik sohbet eşliğinde. Benim favori yerlerimden biri zaten. Hem huzur hem sessizlik ve lezzetli yemekler. Yemek sonrası ikramlar ve çeşit çeşit çaylar: zahter, kivi, adaçayı... Yemekten sonra ise mağazaları gezip imaj değişikliği için ne yapabiliriz diye bakındık. Sanırım ikimiz de değişiklik ve kendimizi yenilemek istiyoruz. Kışın rehavetini de üstümüzden atarız belki de.



Evet bahar geldi ve doğa şenlendi. Son zamanlarda hep hüzünlü yzılar yazdım ama yeter deyip kendime gelmek için silkelendim. Biraz da güzellikleri paylaşalım. Hep hüzün hep hüzün.. Mayıs ayında hüzün olur mu:)) İnsanın yüreği bile canlanıyor doğa ile birlikte. Son zamanlarda yemek tarifim de az zaten. Biran önce yemek yapmaya da başlamak lazım. Yemek yapmak ruhun ilacı.

Pazartesi, Nisan 30, 2007

LALELER

Hüzünlü bir günün ardından pencereden odanın içine girmeye çalışan ama diğer apartmanların buna izin vermemesinden dolayı ancak bir iki ışığını gönderebildiği bir anda havayı içime çekebilmek için penceremi açtım. Ve o da ne! Laleler açmıştı. Bakımsız bir bahçede, yabani otların arasında boynunu uzatmıştı gün ışığını bulmak istercesine. Hayatın ta kendisiydi adeta her şeye rağmen umudun varlığını ve hayatın güzelliğini anlatan. Bana fısıldadığı cümleyi hala hatırlıyorum: " herşeye rağmen hayat çok güzel ve şartlar ne olursa olsun umut hep vardır." Etrafına baktığımda çok kötü bir çevrede ve pis bir havası olan karanlık bir şehirde apartmanların içine sıkışmıştı ve benden başka kimse onun farkında değildi. Yine de umudu vardı. Açıp rengini gözlerimizin önüne sermişti. Ve çok bunaldığım bir anda içime sevinç vermişti. Belki de onun varolma sebebi buydu, insanlara umut vermek, sevinç vermek...
Herkesin dünyaya bir geliş amacı olmalı... Hayatımın bazı dönemlerinde hayatın anlamını arayıp durdum. Evet buldum dediğim anlarda bile tereddüt yaşadım sonradan. Hayat, güzellikler yaratmak için vardı belki, belki anlamı ağlayan bir çocuğun başını okşamaktı, ya da sevmeyi öğrenmekti, belki iz bırakmaktı, evet başardım demekti anlamı belki de, ya da bir yerlerde acı çekenlerin acısını dindirmekti, üretmekti belki, belki hayat sınavını başarı ile geçmekti sadece... Hayatın anlamı dostlarla ilgili derken onlardan ayrılmakla bitmediğini gördüm hayatın. Hayat bir çiçeğin renginde ve kokusunda gizli olabilir miydi?
Defalarca sordum kendime. Ruhuma yolculuk ederken, kendimi tanıma yolculuğu sırasında hayatın anlamını sordum. Çok istediğimi zannettiğim birşey gerçekleştiğinde bunu istemiyormuşum dediğim zamanlarda... N istediğini bilen biri için ne zordu bu yanılsama. Ne derin izler bırakmıştır ruhumda. Ama insan herşeyi gesap edemez ki riske girmeli bazen. Denemeden bulunmuyor, ulaşılmıyor istediğimiz hayata ulaşmak.

Lale deyip geçmeyin. Sabahın ışıklarıyla odama girerken hayatı sorgulamama vesile oldu. Neler gelip geçti beynimde, ruhumda. Kah iyi kah hüzünlü ama hayatın ta kendisi. Gerçek sevinçler ve gerçek hüzünlerdi. Yüreğimin burkulması bile öyle derindi ki irkildim. Ve o an içimden geçenleri kim bilebilirdi ki. İnsan kendisiyle başbaşa değil midir hep. Sadece siz duyarsınız ruhun sesini sadece siz yorumlayabilirsiniz. Kelimelere dökseniz bile kelimeler karşılayamaz anlamını, yetersiz kalır. Ve o kadar basitleşir ki dudaklarınızdan dökülürken. Oysa siz ne kadar derinden hissetmişsinizdir. Ne kadar sarsmıştır benliğinizi kimse bilmez...

SÜRPRİZ MİLFÖYLER


Eşim birkaç günlüğüne ziyarete gelmişti. Ben de evde olmanın verdiği heyecanla güzel bir kahvaltı hazırlamak istedim. Ama kendi evimde olmadığım için fazla birşey yapamadım. Sadece bu milföyleri hazırladım. Çok kolay ve güzel oldu. Değişik şekiller vererek de kahvaltıyı renklendireyim dedim. Eşim gidince de içimi bir sızı kapladı. Son zamanlarda işle ilgili sorunlarımda beni çok rahatlatıyordu. Bir de paylaşmanın verdiği rahatlık vardı. Şimdi yine yalnız hissttim kendimi, herkes kendi hayatının koşturmacası içinde olduğundan arkadaşlarımla da görüşemiyorum. Ben de herşeyi ya burada sizlerle paylaşıyorum ki çok güzel mesajlarla bana destek oluyorsunuz. Ya da eşimi bekleyip hiç durmadan ona anlatıyorum.
MALZEMELER:
  • Bir paket milföy hamuru,
  • Sosis,
  • Kaşar peyniri
  • İstrseniz sucuk, salamda kullanabilirsiniz.

YAPILIŞI:

  1. Mifföyleri dörde bölüp istediğiniz şekli verin.
  2. Üzerine sucuk, sosis, kaşar rendesi koyup yumurta sarısı sürün.
  3. Fırında kızarana kadar pişirin.